KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10099 E., 2010/1007 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
493 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/03/2008 tarih ve 2006/106-2008/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının işyerinde müvekkili adına tescilli "Mogaz" markalı baz tüpleri bulundurduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini ve önlenmesini, TTK'nun 61. maddesi uyarınca hüküm özetinin ilanını (500) YTL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve önlenmesine, TTK'nun 61. maddesi uyarınca hüküm özetinin ilanına, (100) YTL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, marka hakkına tecavüz bulunmadığından bu konudaki talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
1-HUMK.’nun 433/2. maddesi uyarınca cevabi temyiz süresi 10 gündür. Mümeyyiz davacı vekilinin temyiz dilekçesi davalıya 02.07.2008 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı tarafından cevabi temyiz süresi geçirildikten sonra, 17.07.2008 tarihinde karar temyiz edilmiştir. Bu durum karşısında HUMK.’nun 432/4. maddesi uyarınca, davalının temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, manevi tazminat ve diğer fer’i istemlere ilişkindir.
BK.’nun 49. maddesi uyarınca, hakimin özel durumları dikkate alarak hükmedeceği manevi tazminatın miktarı, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen dahi olsa telafi etmeye elverişli, makul ve adalete uygun olmalıdır. Somut olayda ise mahkemece davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, olayın meydana geldiği tarih, olayın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında, yukarıda açıklanan ilkelere uygun düşmemektedir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca mahkemece, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespit ve önlenmesine ve manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Davacı taraf her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiştir. Davacının davalıya karşı ileri sürebileceği farklı istemlerini bu şekilde tek bir davada isteyebilmesi mümkündür. Öte yandan, mahkemece davaya fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi sıfatıyla bakılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacı yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT.’nin fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi için belirlediği maktu miktar üzerinden, kabul edilen haksız rekabetin tespit ve önlenmesi istemleri için ayrı, manevi tazminat istemi için ayrı olmak üzere toplam iki kez maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tek maktu vekalet ücretine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10099, K. 2010/1007, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama