KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10387 E., 2010/5535 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nce verilen 11.04.2008 tarih ve 2007/226-2008/104 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalılar avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin adına 1985 yılından beri tescilli "ÜLKER HAYLAYF" "ÜLKER HAYLAYF şekli", "ÜLKER HAYLAYF+şekil" "HAYLAYF" markalarının tanınmış olduğunu, davalının "ETİ ŞEKERİM" ibareli ambalajı ile ürettiği ürünlerin hem ürün şekli hem ambalajının iltibas yaratacak kadar benzerlik oluşturduğunu, davalının 2006 yılında piyasaya sürdüğü ürünlerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, bunun tespitini, durdurulmasını, men' ini, iltibasa mahal veren unsurların silinmesini, mümkün olmazsa imhasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekili Eti A.Ş.adına "ŞEKERİM", "ÜSTÜNDE NE VAR ŞEKERİM", "ETİ ŞEKERİM+şekil" ibareli marka tescilleri ve ambalaj desen tasarım tescili bulunduğunu, davacının markaları ve ambalajının farklı olduğunu, müvekkilinin tescil ettirdiği şekilde kullandığını, davacının bisküvi biçimine ilişkin bir tescilinin bulunmadığını, sektörde kullanılan bisküvi şeklinin yıllardan beri tüm firmalarca kullanıldığını, davalılar arasında "tescilli marka kullanım hakkı sözleşmesi" yapıldığını, tescillerinin terkinine kadar kullanımlarının yasal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, lisans sözlemesinin 8 nci maddesi uyarınca her iki davacının üreten ve pazarlayan şirketler olarak dava açma haklarını birlikte kullandıkları, davacının marka tescilleri, davalının dava tarihinden önce marka ve ambalaj tasarım tescilleri bulunduğu, tescillerinin terkinine kadar kullanımın haksız rekabet oluşturmayacağı, davalının tescil ettirdiği şekilde kullandığı, davalının tasarım tescilinin terkini için açılan diğer derdest davanın sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı,
kabul ile sonuçlanacak olsa dahi davalı kullanımını hukuka aykırı hale dönüştürmeyeceği, ambalajlar arasında kısmen benzerlik var ise de, tasarımın tescilli olmasının bu benzer kullanımı da hukuka da uygun hale getirmekte olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının markasının ilk tescilini 12.03.1984 yaptırıp, 12.03.2004 tarihinde yenilediğinin anlaşılması karşısında mahkeme gerekçesinde 80367 nolu markanın 12.03.2004 tarihinden itibaren hüküm ifade ettiğinin belirtilmesinin sonuca etkili olmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10387, K. 2010/5535, 18 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama