KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10390 E., 2010/5619 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
655 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2008 tarih ve 2006/345-2008/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2010 gününde davacı avukatı N... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkili şirketin 1973 yılında kurulup,13.06.1979 tarihinden itibaren “...
Pazarlama ve Ticaret A.Ş.” ticaret unvanı ile tekstil alanında faaliyette bulunduğunu ve anılan ibarenin marka olarak da ilk defa 17.11.1989 tarihinde tekstil ile ilgili eşyalara ilişkin olarak tescil ettirildiğini,davalının da müvekkilinin tescilli olarak kullandığı markasının aynısını hem ticaret unvanında, hem de ürünlerinde kullanarak tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkiline ait marka ve ticaret unvanının esaslı unsurunu oluşturan “Hisar” kök sözcüğünü kullanmasının iltibasa yol açtığını, davalı eyleminin 556 sayılı KHK’nin 61.maddesinde sayılan markaya tecavüz hallerine girdiğini,
yapılan uyarıya rağmen kullanımına devam ettiğini ileri sürerek, davalı tarafından müvekkili şirketin marka hakkı ile ticaret unvanına karşı işlenen tecavüz ile haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve oluşan maddi durumların ortadan kaldırılmasına, davalının unvanında yer alan “Hisar” sözcüğünün çıkarılmasına ve ticaret sicilinden terkinine, anılan sözcüğün tanıtma araçlarından, elektronik posta adresinden, internet sitesinden ve haksız rekabet oluşturan ürünlerden çıkarılmasına,
bu mümkün olmazsa anılan ürünlerin imhasına, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000.000.000 TL maddi ve 2.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan faiziyle birlikte tahsiline, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1989 yılından beri Denizli Ticaret Odası’na kayıtlı olduğunu, kendisine ait ticaret unvanı, marka ve amblemini kullandığını, Türkiye’de “Hisar” sözcüğünü taşıyan bir çok şirket bulunduğunu, müvekkili şirketin davacıyı zarara uğratacak bir davranışı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 01.12.2005 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, 556 sayılı KHK’nin 61.maddesine göre marka sahibinin marka tescilinden doğan haklarının yer aldığı 3.maddenin ihlalinin marka hakkına tecavüz oluşturacağı, davacının 114557 numaralı tekstil ürünleri için tescilli markanın ayırt edici unsurunun “HİSAR” sözcüğü olduğu,
davacı vekilinin 30.04.2007 tarihli dilekçe ekinde sunduğu 4 numaralı internet çıktısı sayfalarında davalı tarafın “...” ibaresini davacının marka kapsamındaki tekstil ürünlerinin ve işyerinin tanıtımında marka olarak kullanıldığı ve bu şekilde davacının marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğinin anlaşıldığı sonucuna varılarak, ticaret unvanına yönelik talebin reddine, maddi ve manevi tazminat talebi atiye bırakıldığından bu talepler yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, marka hakkına tecavüzün tespitine, “HİSAR” sözcüğünün ürünlerde ve ürünlerin tanıtım araçlarında markasal şekilde kullanımının önlenmesine,
sözcüğün ürün ve tanıtım araçlarında ve işyerleri evraklarında markasal şekilde kullanımının kaldırılmasına, kaldırılması mümkün olmayanların toplatılmasına, aradan geçen süre nedeniyle fayda bulunmadığından ilan talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, davalı tarafın internet adresinde yer alan “...” ibarelerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini iddia etmiş, delil olarak da davalı tarafa ait internet sayfasına ait çıktıları dava dilekçesine eklemiştir.
Dairemizin bozma kararından sonra 30.07.2007 tarihli dilekçe ekinde davacı vekilinin sunduğu bazı örneklerin dava tarihinden önceki tarihi, bir kısmının ise dava açıldıktan sonraki tarihi taşıdığı anlaşılmaktadır. Her davanın, açıldığı tarihteki koşullara göre incelenip karara bağlanması gerekir.
Davalı tarafın internet sitesinde dava tarihinden önce yer alan “...” ibaresini kullanım şeklinin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmeyeceği, dava tarihinden sonraki kullanımın ise hangi nedenle dava tarihinden önceki kullanım olarak nitelendirildiği hususlarının tartışılarak, davalı tarafın hangi tarihli internet sayfalarında yer alan kullanımın haksız rekabet teşkil ettiği değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10390, K. 2010/5619, 20 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama