KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10771 E., 2010/2015 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.02.2006 tarih ve 2002/658-2006/82 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıya ait 1 bloktan oluşan 10 adet dairenin kiralanması konusunda 21.12.2001 tarihinde ön sözleşme imzalandığını, ön sözleşmenin 2.maddesinde davalının taşınmazın kiralanmasında hak sahibi olduğu ve kira süresi boyunca müvekkilinin kullanımına sunmak konusunda yetkin olduğunu beyan ve taahhüt ettiğini, yine 9. madde ile bu sürede taşınma, başkasına kiralamama, devretmeme ve satmamayı taahhüt ettiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazın projelendirme çalışmalarına başladığını, depreme dayanıklılığın tetkiki için ve elektrik tesisatı ve diğer projeleri hazırlattığını,
bu kapsamda yapılan çalışmalar karşılığında Tem Mühendislik Şirketi’ne 11.770.500.000 TL, Besa Mekanik Yapı End. Ltd.
Şti.’ne 8.260.000.000 TL ve Enkom End.Elektrik Ltd.Şti’ne 7.080.000.000.TL olmak üzere toplam 27.110.500.000 TL ödediğini, ancak dava konusu taşınmazın 1,2,3,4 nolu bağımsız bölümlerinde ipotek bulunduğu ve satışa arz prosedürünün devam ettiğini, 5,6,7,8,9,10 nolu bağımsız bölümlerin ise mülkiyetinin davalıya ait olmadığının öğrenildiğini, ön sözleşme müvekkilinin irade fesadına uğratılması nedeniyle hükümsüz olduğundan 06.06.2002 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, mecur için müvekkilinin yaptığı masraftan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek,
27.110.500.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, MK’nun hükümleri uyarınca tapu kayıtlarının kamuya açıklığı ilkesi bulunduğunu, davacının tapu kaydındaki hususları bilmediğini ileri süremeyeceğini, önsözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi için müvekkilinin taşımazın maliki olması ve taşınmazın ipotekten ari olması gerekmediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme bir önsözleşme olup müvekkilinin yüklendiği borçlarını asıl sözleşme tarihi olan 01.04.2002 tarihinde yerine getireceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin borçlarını ifa açısından temerrüde düşmediğini, taraflar arasındaki ilişkiyi kuran emlak ofisinin taşınmazın durumunu davacıya bildirdiğini, davacının feshinin kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında davalı şirkete ait olduğu bildirilen taşınmazın bağımsız bölümlerinin kiralanması için ön sözleşme imzalandığı, davacının önsözleşme uyarınca dava dışı şirketler ile ilişkiye geçerek dava konusu taşınmazda yaptırdığı işler karşılığında fatura aldığı, daha sonra taşınmazın üzerinde ipotekler bulunduğunu ve bir kısım dairelerin mülkiyetinin davalıya ait olmadığının öğrenildiğini, davacının 27.110.500.000 TL masraf yaptığını iddia ettiği, ancak masrafların yapılmasında tarafların %50’şer oranda mütesaviyen ve müştereken kusurlu olduğu,
sözleşme içeriğine göre davacının önsözleşmede belirlenen çalışmalarla ilgisi olmayan sanki taşınmaz kiralanmışçasına projeler yaptırmak için yaptığı anlaşmalardan kaynaklanan bazı giderleri isteyemeyeceği, isteyebileceği giderlerin ek bilirkişi raporuna göre depreme dayanıklılık incelemesi giderleri olup 3.531,15 YTL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.531,15 YTL’nin 09.03.2002 tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, taraflar arasında imzalanan taşınmaz kiralanmasına dair ön sözleşmenin feshi nedeniyle davacının taşınmaza yapmış olduğu masrafların tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, dava konusu masrafların yapılmasında tarafların %50’şer oranda kusurlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, davalı ...Ş.tarafından Kadıköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/661 E. sayılı dosyasında açılan davada, BK’nun 22. maddesinde düzenlenen ön sözleşmenin(sözleşme yapma vaadi)haksız feshi nedeniyle ön sözleşmede öngörülen cezai şart niteliğindeki 2 aylık kira bedeli tutarının davalı konumundaki Frito Olay Gıda San. ve Tic.A.Ş.’den tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, davanın reddine dair verilen kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin 15.06.2006 tarih ve 2005/6158 E., 2006/6940 K. sayılı kararı ile “davalı kiracının, 01.03.2002 tarihinde sözleşmenin 2.maddesine dayanarak davacının kira konusu mecurdaki bir kısım bağımsız bölümün tapu maliki olmadığı ve bir kısmı üzerinde de 3.şahıslar yararına ipotek ve haciz şerhleri bulunduğu,
bu nedenle davacı kiralayanının ön sözleşmenin imzalanmasında kiracının iradesini sakatladığı gerekçesiyle ön sözleşmeyi feshettiği, ön sözleşmede davacı kiralayanın kiralamayı düşündüğü taşınmaz için asıl kira sözleşmesinin imzalanmasına kadar yüklendiği edimin, “mecurun imara uygunluğu ve depreme dayanıklılığı” ile ilgili olup, bu şartlara aykırılık halinde davalı kiracının fesih hakkının düzenlendiği,
sözleşmenin 2. maddesinde öngörülen taahhüdün ise asıl sözleşmenin imzalanmasından sonra ileri sürülebilecek bir ayıp olup, ön sözleşmenin feshi için yeterli bir neden olarak düşünülemeyeceği, BK’nun 248 ve devam eden maddelerinde düzenlenen adi ve hasılat kirasına ilişkin hükümlerde kiralayanın mutlaka kiralananın maliki olması şartı bulunmadığı,
davalı kiracının ön sözleşmenin fesih nedeni olarak gösterdiği hususların, asıl kira sözleşmesi imzalandıktan sonra mecurun kullanım amacına uygun olarak tahsis edilmemesi gerekçesinin, asıl sözleşmenin fesih nedeni olarak gösterilebileceği, buna göre davalının ön sözleşmeyi fesihte haksız olduğu belirtilerek, kararın davacı yararına bozulmasına” karar verilmiştir.
Bu karara karşı mahkemece direnilmiş ise de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.09.2008 tarih ve 2008/11-554 E. 2008/550 K. sayılı ilamı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, davacının talebinin Dairemizin bozma ilamı da göz önünde bulundurularak değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10771, K. 2010/2015, 22 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama