KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/10795 E., 2010/1646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
778 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.03.2008 tarih ve 2006/62-2008/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın Erzurum Şubesi müşterisi olup dava dışı diğer müşterisi kardeşi ...
Gezdirici ile birlikte hareket ettikleri ve birbirlerinin vekili oldukları yönünde güven oluşturup müvekili bankayı hataya düşürdüklerini, böylece ilk olarak ... tarafından 27.01.1999 tarihinde açılan döviz hesaplarındaki paranın 29.12.1999 tarhinde davalı tarafından çekildiğini, daha sonra ... tarafından hesaplarına 05.01.2000 tarihinde tekrar (61.000) ABD Doları ve (86.000) Alman Markı yatırıldığını, davalının kardeşi ... adına "nakit karşılıklı kredi sözleşmesi ve rehin blokaj taahhütnamesi" imzaladığını,
kredi borçlusu ... borcunu ödemeyince rehin blokaj taahhütnamesi hükümleri uyarınca kredi borcununun ...' nın hesaplarından karşılanarak kapatıldığını, ancak daha sonra ... tarafından döviz hesaplarındaki paraların talimatı ve vekaleti olmadan üçüncü kişilere ödendiği iddiasıyla açılan dava sonucunda müvekkilince ...' ya 15.10.2001 tarihinde (188.617) YTL ve 20.06.2005 tarihinde (196.785,92) YTL ödenmek zorunda kalındığını, böylece aynı hesaplardan hem davalıya hem ...' ya ödeme yapılmış olduğunu ve davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek,
(188.617) YTL.'nın 15.10.2001 tarihinden, (196.785,92) YTL.'nın 20.06.2005 tarihinden itibaren yasal fer' ileriyle birlikte avans faiz oranından az olmamak üzere en yüksek banka kredi faiz oranı üzerinden temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla maddi tazminat talebini toplam (388.369,96) YTL' na yükseltmiştir.
Davalı, banka kayıtlarının incelenmesinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının tüm iddialarının sabit olduğu, ancak (196.785,92) YTL.'lık ödemenin 20.06.2005 tarihinde değil 28.06.2005 tarihinde, (188.617) YTL.tutarındaki ödemenin ise 15.10.2001 tarihinde yapıldığı, toplam (385.402,92) yTL.tutarının üstündeki zararın ispat edilemediği gerekçtesiyle davanın kısmen kabulüne, (196.785,92) YTL.'nın 28.06.2005 tarihinden, (188.617) YTL.'nın 15.10.2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
Karar tarihinden sonra davalı tarafından adli yardım talebinde bulunulmuş, mahkemece 12.05.2008 tarihli karar ile adli yardım talebi reddedilmiştir.
Davalı, adli yardım talebinin reddi kararını temyiz etmiştir.
Mahkemece, davalının temyiz istemi 14.05.2008 tarihli kararla reddedilmiştir.
Davalı, bu ret kararını da temyiz etmiştir.
1- HUMK.’nun 469/1. maddesi uyarınca adli yardım talebinin kabul veya reddine ilişkin mahkeme kararları kesin olup aleyhine hiçbir kanun yoluna müracaat edilemez. Bu durum karşısında mahkemece davalının adli yardım talebinin reddi kararına yönelik temyiz isteminin reddinde ilişkin olarak verilen 14.05.2008 tarihli karar hakkındaki temyiz isteminin HUMK.’nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Mahkemece 12.05.2008 tarihli karar ile davalının adli yardım talebinin reddine karar verilmesine rağmen davalı tarafça 20.03.2008 tarihli esas hakkındaki kararın temyizine dair 21.05.2008 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunulup temyiz harcının yatırılmaması ve anılan dilekçenin temyiz defterine de kaydedilmemiş olması karşısında, usulüne uygun şekilde yapılmış bir temyiz itirazından söz edilemeyeceğinden, davalının 20.03.2008 tarihli esas hakkındaki karara yönelik temyiz isteminin de reddi gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafından (196.785,92) YTL.’nın icra dosyasına 28.06.2005 tarihinde yatırılmış olması karşısında mahkemece anılan meblağa anılan tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına,
yine mahkemece hem (188.617) YTL.’na hem de (196.785,92) YTL.’na icra dosyasına yatırıldıkları tarihten itibaren temerrüt faizi yürütülmesi karşısında, davacının anılan meblağların 28.06.2005 tarihi itibariyle ulaştıkları faizli bakiyeye göre yapıldığı anlaşılan ıslah talebinin reddedilmesinde de bir usulsüzlük olmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
4- Ancak dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir.
TTK.’nun 4/1-6. maddesi uyarınca bankalar ve ödünç para verme işleri kanunlarında düzenlenen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayıldığından, bu türden uyuşmazlıklarda talep halinde ticari işler için uygulanan avans faizi istenebileceği tabiidir. Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde de avans faizi talep edildiğine göre mahkemece hükmedilen alacağa avans türünden temerrüt faizi yerine yasal faiz yürütülmesi doğru değilse de yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK.’nun 438/7. maddesi uyarınca, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/10795, K. 2010/1646, 15 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama