KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11226 E., 2010/1870 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.05.2008 tarih ve 2007/240-2008/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalıya "İşyerim Paket Sigorta Poliçesi" ile sigortalı olduğu dönemde meydana gelen hırsızlık olayı sonucunda oluşan zararın ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslahla istemini 26.670,93 TL'na çıkartmıştır.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı işyerinde hırsızlık yapıldığının sabit olduğu, zarar miktarının ispatının usulünce tutulmuş ticari defterlerle olması gerektiği, davacı işyerinde faturasız malların da bulunduğu, faturasız malın olduğu yerde faturasız satış yapılacağından kaydi stokun gerçek stoktan fazla gözükmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla faturalı olup kayıtlara göre işyerinde gözüken bir kısım emtianın hırsızlık anında mevcut olmayabileceği, bu nedenlerle de bilirkişilerin tespit ettiği 26.670,93 TL'nın yarısından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 13.335,46 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilini tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; Dava, işyeri paket sigorta poliçesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacıya ait işyerinin davalı ... tarafından sigorta örtüsü altına alındığı ve hırsızlık rizikosunun gerçekleştiği çekişmesizdir. Taraflar arasındaki çekişme çalınan malın miktarı noktasındadır.
TMK’nun 6. maddesi uyarınca zararı ispat etmek kural olarak davacıya ait olup, dava konusu olayda her ne kadar davacı defterleri usulüne uygun değil ise de, davacı taraf geçerliliğinin aksi kanıtlanamayan faturalarla işyerine ne kadar mal girişi olduğunu kanıtlamış, bu hususta faturalar ibraz etmiş ve hırsızlık sonrası işyerinde ne miktar mal kaldığı da saptanmak suretiyle davacının çalınan mal miktarı bilirkişi kurulunca tespit edilmiştir.
İşyerinde faturasız mal bulunması davacının faturalı malları faturasız sattığına karine oluşturmaz. Davacı tarafça işyerine giren mal miktarı ve kalan mal miktarı kanıtlandığına ve buna nazaran bilirkişi kurulunca riziko hasarı saptandığına göre, bu kabulün aksini davalı ... şirketinin kanıtlaması gereklidir. Yani davalı ... çalınan malların davacının iddia ettiği kadar olmadığını yasal delillerle kanıtlamak durumundadır.
Pozitif hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü mahkemeler, kabul edilen olgunun delil ve gerekçelerini karar yerinde göstermek durumunda olup, tahmine dayalı olarak hüküm kuramazlar.
Öte yandan, BK’nun 42. maddesi, davacının zararını ispat edememesi halinde, hakimin halin mutad cerayanına ve mutazarrır olanın yaptığı tedbirlere göre zarar tayinine olanak sağlayan bir hüküm olup, dava konusu olayda olduğu gibi bilirkişi kurulunca saptanan zarardan indirim yapma imkanı veren bir hüküm değildir. Mahkemece, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususta bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği ve bilirkişi kurulunca da davacı zararı saptandığına göre, bilirkişi kurulunun belirlediği zarar miktarının tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle saptanan zarar miktarından BK'nun 42 nci maddesi uyarınca indirim yapılması suretiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11226, K. 2010/1870, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama