KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11545 E., 2010/2275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
338 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.04.2007 tarih ve 2006/343-2007/175 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca davalının müvekkilinden kredi kullandığını, borcunu ödememesi üzerine hesabın kat edildiğini, yapılan icra takibinin itirazla durduğunu, süresinde itirazın iptali davasının açılmadığını, halen borcun ödenmediğini ileri sürerek, 16.771.25 YTL kredi alacağının 25.01.2005 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının genel kredi sözleşmesi uyarınca sorumlu olduğu, icra takibine itirazının yersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibine itirazın iptaline, borçlu yönünden takibin 16.771.25 YTL’nin asıl alacak ve temerrüt tarihi olan 22.02.2005 tarihinden itibaren %70 faiz ve fer’ileriyle birlikte devamına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının müvekkili bankadan kredi kullandığını, borcunu ödemediğini, öncesinde hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını, itirazla durduğunu, süresinde itirazın iptali davası açılmadığını belirterek işbu davasında anılan sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Ancak, dava alacak davası olarak açılmasına, dava dilekçesinde açıklanan ve itirazla duran icra takibinin itirazın iptali davasıyla devam ettirilmediğinin belirtilmesine rağmen mahkemece dava itirazın iptali davası olarak kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, mahkemenin taleple bağlı bulunduğu, HUMK.nun 74 ncü maddesi uyarınca talebi aşar şekilde karar veremeyeceği ve davanın alacak davası olduğu dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11545, K. 2010/2275, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama