KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11546 E., 2010/2134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sivas (Kapanan) 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.12.2007 tarih ve 2007/192-2007/380 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, acentelik faaliyetleri nedeniyle müvekkili lehine doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere davalıya ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edilmiş olduğunu, davalının müvekkiline olan borçlarından dolayı davalı hakkında icra takibine geçildiğini ancak yapılan itiraz sonucu takibin durduğunu, itirazın yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; iddia, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre ipoteğin taraflar arasında akdedilmiş bulunan acentelik sözleşmesinin teminatı olarak verildiği, bu nedenle genel mahkemede dava açılıp alacağın miktarı belirlenmeden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmasının usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının davalı acente nezdinde doğan alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, acentenin borcundan dolayı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi, ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takibe yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İİK’nun rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Aynı Kanun’un 149/b maddesinde ise 149 uncu maddede yazılı haller dışındaki muaccel alacaklar için icra memuru tarafından borçluya ve varsa taşınmaz sahibi üçüncü şahsa birer ödeme emri gönderileceği belirtilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 149 uncu maddesinde ise icra memurunun ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlaması halinde borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri göndereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davaya konu alacak kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmediğinden yapılan takipte icra emri gönderilmeyip, İİK’nun 149/b uyarınca davalıya ödeme emri gönderilmiştir.
Bu durumda davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte davalıya anılan 149/b maddesine uygun olarak ödeme emrinin gönderilmiş olduğu, davalının takibe itiraz etmesi sonucu takibin durduğunun anlaşılmasına göre mahkemece takibe yapılan itirazın iptaline ilişkin işbu davada tarafların gösterecekleri delillerin toplanarak sonucuna göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacağı varsa bunun tespiti ile buna göre itirazın iptali istemi hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11546, K. 2010/2134, 25 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama