KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/11594 E., 2010/2161 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2007/290 - 2008/151 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İsveç merkezli bir firma olduğunu, testere ve testere ağızlarının üretimi konusunda faaliyet gösterdiğini, 1984 yılından beri “G-MAN” markasını kullandığını, davalının Türkiye'de aynı ibareyi kendi adına kötüniyetle tescil ettirdiğini, tescil öncesinde müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, gerçek marka sahibinin davacı olduğunu bilmemesinin imkasız olduğunu ileri sürerek, davalının kötü niyetli tescilinin hükümsüzlüğüne, davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespitine ve ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının distribütörü olduğunu, marka tescilinin ilgili distribütörlük sözleşmesi gereğince yapıldığını, sözleşme gereği markanın kendisi tarafından kullanılacağının ve 3. kişilere karşı kullanılabileceğinin öngörüldüğünü, davacının tescilden haberinin olmamasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin feshedilmediği, sözleşmenin 4. maddesinde, distribütörün “G-MAN” ticari markasını Türkiye'de tescil ettirdiği, anlaşmanın feshi halinde distribütörün ilgili devir senedini imzalamak suretiyle ticari marka haklarını imalatçı davacıya devredeceğinin öngörüldüğü, bu durumda, davalı adına tescil edilen markanın davacının bilgisi dahilinde tescil edildiği ve sözleşmenin feshiyle birlikte davacıya devredileceğinin öngörüldüğü, sözleşmenin feshedilmemesi nedeniyle henüz devir koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/11594, K. 2010/2161, 25 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama