KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12167 E., 2010/7044 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
358 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.03.2008 tarih ve 2006/154-2008/55 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.06.2010 gününde davacı vekili avukatı ... ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Ankara’da “... Alışveriş ve İş Merkezi” adı altında Türkiye’nin önemli alışveriş merkezlerinden birini işlettiğini, anılan ibarenin kendine özgü renklerden oluşan “yıldız şekli” ile birlikte müvekkili adına marka olarak tescil edilmiş bulunduğunu, tanıtım ve reklamlarında ayrıca “alışverişini yıldızı” ifadesini de kullandığını, davalının da İstanbul’da “...
Alışveriş ve Eğlence Merkezi” adıyla bir alışveriş merkezini müvekkilinden sonra hizmete açtığını, ancak müvekkilinin yıldız şeklini sadece renklerini değiştirerek kullandığı gibi müvekkili ile benzer biçimde “Türkiye’nin yıldızı şimdi daha da güçlü parlayacak” sloganını kullandığını, bu durumun müvekkilinin tanınmış markasından kaynaklanan haklara aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek, davalının müdahalesinin önlenmesini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların kullandıkları marka ve sloganların birbirine benzemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar HUMK.’nun 276/3. maddesinde üçten fazla bilirkişi seçilemeyeceği belirtildiğinden, mahkemece hükme esas alınan 14.09.2007 tarihli bilirkişi raporunun düzenlenmesi için dört bilirkişinin seçilmesi yasanın açık hükmüne aykırı ise de, anılan raporun oybirliğiyle verilmesi karşısında, bilirkişi seçimindeki bu usulsüzlüğün sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış olmasına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.1980 tarih ve 7/1119 E.- 1404 K. sayılı kararının da bu yönde bulunmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12167, K. 2010/7044, 17 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama