KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/12799 E., 2010/4397 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2007 tarih ve 2007/116-2007/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin “rekka” markası adı altında uzun yıllardır hizmet verdiğini, anılan markaya müvekkili tarafından ayırt edici nitelik kazandırılmış olduğunu, anılan markanın 24, 25 ve 26 ncı sınıflarda tescili için davalı TPE’ye başvuruda bulunulduğunu, ancak marka başvurusundan 24 ve 25 nci sınıfta yer alan emtiaların davalı şirket adına tescilli “reka” ibareli marka nedeniyle çıkarılmış olduğunu, bu karara karşı yaptıkları itirazın reddedildiğini, müvekkili tarafından davalı adına tescilli olan “reka” markasının hükümsüzlüğü için dava açtıklarını ileri sürerek,
TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2007-M-428 sayılı kararının iptaline, hükümsüzlük davasının sonucunun beklenerek bu davadan elde edilecek neticeye göre 24 ve 25 nci sınıflar için de tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE Başkanlığı vekili, davaya konu başvuru ile redde mesnet markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, davacının başvuruya konu işaretin kullanımını ve bu kullanım sonucu işaret üzerinde hak sahibi olduğu hususlarını ispatlayamadığını, müvekkili Kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şirket, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre TPE’nin yapılan başvuruları ve işlem sürecindeki itirazları başvuru tarihindeki veriler uyarınca inceleyerek karar vermesi nedeniyle davacı tarafından redde mesnet markanın hükümsüzlüğü istemiyle açılan davanın sonucunun beklenmesine gerek olmadığı,
davacı başvurusu ile redde mesnet markanın işitsel özelliklerinin ön plana çıktığı, saptanan asıl unsurlar nazara alındığında işaretler yönünden ayırt edilemeyecek derecede benzer, mallar yönünden ise aynı ve aynı tür bulundukları, dolayısıyla davacı başvurusu bakımından davalı şirket markasının 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi hükmü anlamında mutlak red ve tescil engeli oluşturduğu, bu durumda iptali istenen YİDK kararında bir isabetsizlik olmadığı, davalı şirkete husumet düşmediği gerekçesiyle davalı şirket yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı TPE yönünden ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/12799, K. 2010/4397, 22 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama