KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13480 E., 2010/8987 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.05.2008 tarih ve 2004/949 - 2008/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ve karşı davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010 gününde taraf avukatları tebliğe rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili adına tescilli "plastik taşıma kasası" tasarımının aynısını ürettiğini ve endüstriyel tasarım tescil belgesi aldığını, oysa anılan tasarımın müvekkilince kamuya sunulduğunu ileri sürerek, davalının tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve müvekkili tasarımlarının birbirinden farklı olduklarını savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise davacı - karşı davalının tasarımının uzun yıllardır ülkemizde ve Avrupa'da kullanıldığını, yenilik ve ayrıt edicilik özelliklerinin bulunmadığını ileri sürerek, davacı - karşı davalının tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı - karşı davalının tasarım tescil belgesinin 23.08.2001 tarihli, davalı - karşı davacının tasarım tescil belgesinin ise 08.12.2003 tarihli olduğu, her iki ürünün belirgin şekilde birbirine benzer bulunduğu, davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya ait tasarımın aynısını üretip piyasaya sürmekle davacı yanın tescilli tasarımından kaynaklanan haklarına tecavüzde bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne ve davalıya ait tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne, karşı davanın ise kanıtlanamadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı - karşı davacı vekili temyiz etmiştir.
Asıl ve karşı davalar, tasarım tescil belgelerinin hükümsüzlüğü istemlerine ilişkin olup, asıl davada, ilk kez davacı tarafından kamuya sunulan tasarımın aynısının davalı- karşı davacı adına tescil edildiği, karşı davada ise davacı- karşı davalının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Bu türden bir uyuşmazlıkta öncelikle asıl davacı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiği, bu tespitin asıl davada davacının tasarımının korunmaya layık olup olmadığını da belirleyeceği tabiidir. Somut uyuşmazlıkta mahkemece bu yönde bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
Mahkemece yaptırılan 2004/86 D.İş sayılı tespit bilirkişi raporu ise yenilik ve ayırt edicilik konusunda bir belirleme içermediği gibi davalı- karşı davacı vekili tarafından da rapora itiraz edilmiştir.
Her ne kadar mahkemece karar yerinde, asıl davacının taraf olduğu ve adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin tartışıldığı benzer davalardan söz edilmişse de, bu davalarda varılacak sonucun o davaların karşı tarafının savunmalarına ve sunduğu delillere göre değişebileceği açıktır.
Dolayısıyla anılan davalarda, işbu davanın asıl davacısının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunduğu sonucuna varılsa dahi, işbu davanın davalı- karşı davacısının sunduğu delillerin de ayrıca incelenmesi gerekir.
Kaldı ki mahkemece belirtilen emsal davalarda alınan bilirkişi raporları, davacı- karşı davalının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunup bulunmadığı konusunda kesin tespitler içermediği gibi, yargılamalar da halen devam etmektedir.
Ancak, anılan davalarda işbu davanın asıl davacısının tasarımının yenilik ve ayırt edicilik niteliklerinin bulunmadığının anlaşılması ve tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilip kararların da kesinleşmesi halinde, bu durumun işbu davanın sonucunu etkileyeceği de tabiidir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı- karşı davacının sunduğu delillerin, bir bilirkişi heyeti aracılığıyla incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13480, K. 2010/8987, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama