İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/13589 K.2010/5398

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.09.2008 tarih ve 2007/142 - 2008/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği…

Esas2008/13589Karar2010/5398Tarih17 Mayıs 2010Okuma7 dk · 1.426 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2008/13589 E., 2010/5398 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Mayıs 2010
Mahkemesi
İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.426 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23.09.2008 tarih ve 2007/142 - 2008/91 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 04.11.1998 tarihinde kurulduğunu, davalı Nadir’in 31.08.2004 tarihine kadar şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğunu, ortaklığı ve müdürlük görevi devam ederken TTK.'nun 547 nci maddesine aykırı şekilde aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketi kurduğunu, müvekkili şirketin zararına faaliyet gösterdiğini, ticari çevresinden, sırlarından ve itibarından yararlandığını, ayrıca ‘...’ markasını muvazaalı şekilde davalı şirkete devir ettiğini, bedelin düşük olduğunu, devir sözleşmesini vekil atadığı kişi ile yaptığını,

ayrıca ortaklar kurulu kararı olmadan yapılan bu devrin geçerli bulunmadığını, yersiz söylentiler çıkardığını, haksız rekabette bulunduğunu, maddi ve manevi zararının doğduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, haksız rekabetin tespit ve men’ine, ‘...’ markasının devrinin iptali ile bu markanın ve logonun müvekkili adına tesciline, ‘...’ ibaresinin davalı unvanından çıkartılmasına ve kullanılmasının önlenmesine, 5 milyar TL maddi ve 10 milyar TL manevi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, taraf şirketlerin ortaklarının aynı aileye mensup olduğunu, davacı şirketin kuruluşundan sonra 1997 yılında ailenin kararı ile davalı şirketin M.N.M Mak. Parç. Ltd. Şti. olarak kurulduğunu, 2004 yılının Temmuzunda diğer ortakların anlamsız isnatları sonrasında anasözleşmesi tadil edilerek şimdiki unvanını aldığını, baştan beri taraf şirketlerin ticari ilişkide olduğunu, tüm iddiaların asılsız bulunduğunu, davacı şirketteki ortaklıktan ayrılma aşamasında malların taksiminde markanın müvekkiline kaldığını, bu devrin iptalini talep etmenin MK.'nun 2 nci maddesiyle bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketi ile davalı şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiği, davacının 1998, davalı şirketin ise, 2004 yılında kuruldukları, davalı gerçek kişinin davacı şirketin ortağı ve müdürüyken davalı şirketi kurduğu, ‘...+Şekil’ ibareli davacı adına tescilli markayı diğer davalı şirkete devir ettiği, TTK.'nun 547 nci maddesi uyarınca aynı alanda şirketi kurup, müdür olarak görev yapmasının haksız rekabet oluşturduğu, markanın devrinin ortaklar kurulu kararına dayanmadığı gibi sonradan da bu kararın onaylanmadığı, satış bedelinin 100.00 YTL olduğu,

bunun da muvazaayı gösterdiği, esasen kısa süre sonra davacıdan ortaklığını devir ettiği, haksız rekabet ve marka dolayısıyla davacının zarar gördüğü, kayıtlarla bu zararın tespit edildiği, taraf unvanlarında kılavuz sözcüğün ‘...’ olduğu, davalı şirketin sonradan tescil edildiği, ticari faaliyette karışıklığa neden olacağı, davacının öncelikli ve üstün hakkı bulunduğu, davalı gerçek kişinin soyadı olmasının sonuca

etkili bulunmadığı, davacının manevi zarara da uğradığı, tescilin idari işlem konusu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, marka devir sözleşmesinin iptaline, tescil isteminin reddine, davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, ‘...’ ibaresinin davalı şirket unvanından çıkarılmasına, 5.000.00 YTL maddi ve 5.000.00 YTL manevi tazminatın tahsiline ve hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı şirkete ait markanın devrinin iptaline karar verilmesinde bir yanlışlık olmamasına, davalı şirketin bilerek, yeterli ayırt ediciliği sağlamadan ve karışıklığa neden olacak şekilde davacının unvanının çekirdek unsurunu alarak unvanında değişiklik yaptığının sabit bulunmasına, marka tescilinin idari nitelikte bir işlem olmasına, esasen davacıya ait markanın tescili için yapılan başvurunun sonuçsuz kalmasına, ortada tescilli bir marka bulunmamasına,

davacı lehine takdir edilen manevi tazminat tutarının makul düzeyde olmasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Dava, haksız rekabetin tespit ve men’i, marka devir sözleşmesinin iptali, unvan terkini, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Mahkemece, 1998 tarihinde kurulan davacı şirketin ortağı olan, temsil ve ilzama yetkili bulunan davalı gerçek kişinin aynı alanda faaliyet gösteren diğer davalı şirketi 2004 yılında kurarak faaliyete geçirdiği, TTK.nun 547 nci maddesi hükmüne aykırı davrandığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Anılan kanuni düzenlemeye göre, müdür olan bir ortak, diğer ortakların muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında ne kendi ve ne de başkası hesabına iş göremeyeceği gibi başka bir işletmeye mesuliyeti tahdit edilmemiş ortak, komanditer ortak veya limitet şirketin ortağı sıfatıyla iştirak edemez. Limitet şirketlerde müdür ile ortaklara ilişkin olarak düzenlenmiş rekabet yasağına ilişkin bu düzenlemenin müeyyidesinin ne olacağı özel olarak açıklanmamıştır.

Somut olayda davalılar vekili, müvekkili gerçek kişi ile davacı şirketin diğer ortaklarının aynı aileye mensup kişiler olduğunu, ortakların izni ve davacı şirketin ticari politikası sonucu diğer müvekkili şirketin 1997 yılında kurulduğunu, davacı şirket ile davalı şirketin ticari ilişkilerinin olduğunu, hatta merkezlerinin bile aynı bulunduğunu, rıza dışı bir faaliyetin olmadığını savunmuştur.

Ancak, mahkemece, bu savunma üzerinde yeterli şekilde durulmamış, davacının anılan iddiası bakımından varılan sonuçlar doğru olmamıştır. Dosyaya getirtilen ticaret sicili bilgilerinden anlaşıldığı üzere, davacı şirket ilk önce davalı gerçek kişinin de dahil olduğu ‘...’ soyadlı aile mensupları tarafından anne, baba ve kardeşlerin ortaklıkları ile 03.02.1986 yılında kolektif şirket olarak kurulmuştur. Daha sonra 1992 yılında nev’i değiştirerek limitet şirkete dönüşmüştür.

Davalı gerçek kişi, davacının da kabulünde olduğu üzere, 31.08.2004 tarihine kadar bu şirketin temsil ve ilzama yetkili müdürü olarak görevlendirilmiştir. Davalı şirket ise, yine mahkemenin kabulünün aksine, davalı gerçek kişi ve iki ayrı ortak tarafından M.N.M Mak. Parç. Ltd.Şti. unvanıyla 14.02.1997 tarihinde kurularak faaliyet geçmiştir. Davalı gerçek kişi bu şirketin de kuruluştan beri temsil ve ilzama yetkilisi olarak görev yapmıştır.

Davalı şirket uzun süre bu unvanla faaliyet göstermiş, 02.07.2004 tarihinde tescil edilen sözleşme değişikliği ile ‘... Dizel Makine Parç. San. Tic. Paz. Ltd. Şti.’ unvanını almıştır. Davalı şirketin kuruluşundan beri adresinin davacı şirketin adresiyle aynı olduğu hususu kayıtlarla sabittir.

Ayrıca, bilirkişi raporunda taraf şirketlerinin eskiden beri birbiri ile ticari ilişkide olduğu açıklanmış, davalılar vekili de bu ilişkiyi kanıtlayan çeşitli tarihli faturalar ibraz etmiştir.

Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar, taraf şirketlerin aynı ticaret sicil çevresinde faaliyet göstermeleri ve davalı şirketin kuruluş tarihinden dava açıldığı tarihe kadar geçen uzun sürenin varlığı da dikkate alınarak, davalı gerçek kişinin aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkete ortak olması, bu şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınarak faaliyet göstermesi hususunda davacı şirketin zımnen muvafakatinin varlığının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

3-Ayrıca, davacı şirket maddi tazminat talep etmiştir. Bu istemini, davalıların haksız rekabetine, müşteri çevresini ile geçirmeye, ticari sırlarını kullanmaya, haksız marka devrine ve unvan kullanımına dayandırmıştır. Mahkemece, taraf defter ve kayıtlarında inceleme yaptırılarak yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı şirket 1997 yılında kurulmuş olup, ortağı olan diğer davalı gerçek kişi tarafından temsil ve ilzam edilerek uzun süre M.N.M ...Parç. Ltd. Şti.’ unvanıyla faaliyet göstermiş, davacının unvanıyla karışıklık doğuran değişikliği de 02.07.2004 tarihinde yapmıştır.

TTK.nun 54/1 nci maddesi hükmüne göre, ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan kimse, bunun men’ini ve haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar görmüş ise kusur halinde bunun da tazmini isteyebilir. Kural olarak, tescilli unvanın kullanımı haksız rekabet teşkil etmez. Ancak, kusurlu ve kötüniyetli tescil halinde meydana gelen zarardan tescil ettiren sorumludur.

Ayrıca, davacının tescilsiz kullandığı ‘...’ ibareli markasının adına tescili için 02.03.2004 tarihinde dava dışı TPE’ye başvurulmuş, tescil süreci devam ederken iptale konu 08.07.2004 tarihli devir sözleşmesi ile anılan markanın davalı şirkete devri sağlanmış, daha sonra da eksiklikler tamamlanmadığı için bu başvuru geçerliliğini yitirmiştir. Mahkemenin kabulünün aksine, ortada davacı adına önceden tescilli bir marka bulunmamaktadır.

Davalılar vekili, markanın hiçbir şekilde kullanılmadığını savunmuştur. Ancak, davacı vekili dava ve ıslah dilekçesinde maddi tazminatın nasıl hesaplanması gerektiğini tam olarak açıklamamıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı taraf esas itibariyle tazminat istemini haksız rekabete dayandırmıştır. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için davacının uğradığı zararı kanıtlaması gereklidir.

Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK.nun 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması için haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini yargıca vermiştir.

Somut olayda davalıların haksız rekabet ve unvan tecavüzü teşkil ettiği iddia edilen eylemleri 02.07.2004 tarihinden sonra başlamıştır.

Bu durum karşısında, öncelikle davalıların unvan tecavüzü dışında davacının tescilsiz markasına yönelik bir tecavüzünün de olup olmadığı, ticari sırların kullanımı ve müşteri çevresinin ele geçirilmesi yönündeki eylemlerinin belirlenmesi yönünde davacı tarafa ispat imkanı tanınması, davalıların unvan kullanımı dışında kalan haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin de açıklığa kavuşturulması,

davacının maddi tazminata ilişkin talebinin net olarak açıklattırılması ve yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın taraflar yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13589, K. 2010/5398, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2008/13589
Karar No
2010/5398
Tarih
17 Mayıs 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2008/13590 K.2010/6865
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2008/13592 K.2010/5194
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/13593 K.2010/5070
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/13594 K.2010/5635
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/13595 K.2010/5074
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2008/13596 K.2010/5740

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.