KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/13634 E., 2010/9864 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
731 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.10.2007 tarih ve 2007/56-2007/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.10.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini, ve geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı şirket aleyhine Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesinde alacak davası açıldığını, söz konusu mahkeme tarafından 09.12.2005 tarihinde verilen karar ile davalı tarafından 20.707,32 Euro’nun 30.09.1999 tarihinden itibaren % 4 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, ayrıca mahkeme tarafından yargılama masrafları olan 2.962,49 Euro’nun 06.01.2006 tarihinden itibaren % 5 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini ve kararın apostille ile onaylandığını,
kararın 8.3.2006 tarihinde kesinleştiğini, bu nedenle Alman Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 7 O 104/05 sayılı karar ve masraflar tespitine ilişkin ek kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 O 104/05 dosya numaralı gıyabi kararının davalıya 23 Ocak 2006 tarihinde tebliğ edildiği, 8 Mart 2006 tarihinde kesinleşme şerhinin yazıldığı, 21 Mart 2006 tarihinde Apostil Onayının yapıldığı, aynı dosyadan masraf tespit kararının da davalıya 06 Şubat 2006 tarihinde tebliğ edildiği ve 21 Mart 2006 tarihinde Apostil onamasının yapıldığı, şerhli ilam aslı ile Türkçe onaylı suretlerinin verildiği,
Dortmund Eyalet Mahkemesinin 7 O 104/5 numaralı dosyasında dava dilekçesinin "Adli ve Gayri Adli Evrakın Yabancı Memleketlerde Tebliği için Talepname" ile Lahey'de 1965 yılında imzalanan tebliğe dair sözleşme uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile; davalı vekiline 28.09.2005 tarihinde tebliğ edildiği, Alman Medeni Usul Yasasının 213, 276.maddesine istinaden çıkartılan "09 Aralık 2005 tarihli gıyabi kararın uygulanması" kararının Dortmund Postasına verilerek davalıya tebligat çıkarıldığı ve 05 Ocak 2006 tarihinde tebliğ edildiği belirtilerek,
süresi içerisinde temyiz edilmediğinden, 08 Mart 2006 tarihinde kararın kesinleştirildiği, davacı yanın ibraz ettiği belgelerden anlaşıldığı, Yurt dışıtebligatın 7201 Sayılı Tebligat Kanunu 25-28 maddeleri ve Tebligat Tüzüğü 36-47 maddeleri ikili veya çok taraflı sözleşmeler ile Uluslararası Adli Yardımlaşma Kurallarına göre yapıldığı,
7201 sayılı Tebligat Kanununun 25. Maddesinin 3. ve Tebligat Tüzüğünün 36. maddesinin 1.fıkraları uyarınca, evrak, tebligatı çıkaran mercinin bağlı bulunduğu Bakanlık aracılığıyla Dış İşleri Bakanlığı'na oradan da o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği'ne veya Başkonsolosluğu'na gönderilmek suretiyle yapılacağının belirtildiği, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayriadli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine dair Lahey Sözleşmesine Almanya ve Türkiye taraf bulunmaktadır.
Sözleşme Türkiye yönünden 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği,Türkiyenin, sözleşmenin 8. ve 10. maddelerine çekince koyarak, diplomatik memurların ve konsolosluk görevlilerinin sadece kendi vatandaşlarına tebliğ yapabilme yetkilerini kabul etmiş, 10.maddede belirtilen tebliğ usullerini ise reddettiği, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istinai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yoluyla tebligat olduğu, bu yöntemi, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkün bulunduğu,
Türkiye’nin 10. maddeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini, bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiş bulunduğundan, Dortmund Eyalet Mahkemesinin gıyapta verdiği dava konusu kararını, kendi Alman Usul Hukuku hükümlerine göre, Almanya ve Türkiye'nin taraf olduğu 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine ve Türkiye'nin koyduğu çekinceye rağmen, posta yoluyla doğrudan tebliğ yapması, davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi, kamu düzenine aykırı olduğundan, MÖHUK'nun 38.maddesi c ve d bentleri uyarınca davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tenfiz davalarının eda davası değil tespit davası niteliğinde bulunması sebebiyle maktu harç ve ücreti vekaletle hükmedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına ve bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine ve dava konusu olayda tenfizi istenen kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığı ile tebliğ edilmeyip posta yolu ile tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinin anlaşılmış olmasına göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/13634, K. 2010/9864, 7 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama