KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4640 E., 2010/971 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aydın 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 30.10.2007 tarih ve 2005/498 - 2007/384 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardan beri “ ...” markası ile traktör pulluğu imal edip sattığını, bu sözcüğün aynı zamanda ticaret unvanın ana sözcüğü olduğunu, davalının da “...” markası ile aynı ticaret alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin daha önce, marka iptali, haksız rekabetin ve ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi için açtığı davanın lehine sonuçlandığını, ancak unvandaki “...” sözcüğünün unvandan çıkarılma- sının unutulduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın başlamasıyla, davalının “...”, “HT Öz...r”, “HT ... markalarıyla haksız rekabetini sürdürdüğünü, davalının davranışında kötü niyetli olup,
müvekkilinin bundan büyük zarar gördüğünü ileri sürerek, haksız rekabetin önlenmesini, maddi durumun ortadan kaldırılmasını,şimdilik 10 milyar lira maddi ve 20 milyar lira manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ticaret unvanın iptali ile ilgili davada ticaret unvanın iptaline karar verilmediğini, bu konuda müvekkil lehine kesin hüküm oluştuğunu, müvekkilinin ...ticaret unvanıyla ve fakat “Kısmet veya “Aydın Pulluk” markası ile üretim yaptığını, haksız rekabet ve iltibasın söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 05.11.2002 tarih, 2002/6527-10016 sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 18.05.2005 tarih, 2004/8334 esas, 2005/5287 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü ile haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabetten doğan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, kararın gazete ilanına 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekilinin tavzih istemi üzerine, hüküm fıkrasına paragraf eklenmek suretiyle karar tavzih edilmiştir.
Asıl kararı ve tavzih kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve her ne kadar davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatı ile bakılmış ise de, karar başlığında Ticaret Mahkemesi sıfatı ile bakıldığının yazılmış olması maddi hataya dayalı olup, bu yanlışlığın mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre, davalı vekilinin mahkemenin 30.10.2007 tarihli kararına yönelik temyiz itirazlarının reddi ile 30.10.2007 tarihli mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
2-Mahkemece, davacı vekilinin tavzih istemi kabul edilmek suretiyle 02.02.2008 tarihinde hüküm fıkrasına yeni bir paragraf eklenmek suretiyle hükmün tavzihine karar verilmiş olup, bu tavzih kararı da davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin, hüküm fıkrasında asıl ve yardımcı taleplerin hepsi hakkında karar vermesi gerekmektedir. HUMK'un 455. maddesinde düzenlenmiş olan tavzih müessesesi yolu ile Hakim, gözden kaçırmış olduğu talep hakkında bir karar vererek bunu daha önce verdiği hükme ekleyemez. Kaldı ki somut olayda davacı vekilinin dava dilekçesindeki talepleri arasında tavzihe konu hususlarda bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, davacı vekilinin tavzih isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde tavzih isteminin kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, mahkemenin 02.02.2008 tarihli tavzih kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4640, K. 2010/971, 28 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama