KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4678 E., 2010/801 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.12.2007 tarih ve 2006/422 - 2007/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde davacı avukatı Zerlin Kılıçoğlu geldi, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili üniversitenin Atılım Vakfı tarafından 4281 sayılı Yasa ile 1997 yılında kurulduğunu, müvekkilinin “Atılım” ibaresi için 25.05.2001 tarihinden itibaren eğitim ve öğretim hizmetlerini de kapsayacak şekilde adına marka tescil belgesi aldığını, davalı şirketin “Atılım” veya “Atılım Dershanesi” adı altında eğitim alanında faaliyette bulunduğunu ve müvekkilinin adına tescilli olan “Atılım” markasını ilan panolarında, dershanelerde, tanıtıcı reklamlarda, yazışma evrakında ve ticaret unvanında kullandığını,
davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasına tecavüz oluşturduğunu ve haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek davalının eyleminin markaya ve marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tescilli markaya vaki tecavüzün önlenmesi ve haksız rekabetin men’i ile “Atılım” ibaresinin her türlü kullanımına son verilmesine, davalının eylemleri sonucu ortaya çıkan zararlarına karşılık şimdilik 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve “Atılım” ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 21.03.1997 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde tescilinin ilan olunduğunu, davacının ise “Atılım” markasını 25.05.2001 tarihinde tescil ettirdiğini, bu nedenle müvekkilinin “Atılım” ibaresini kullanma hakkının bulunduğunu, müvekkilinin kendi unvanını kullanması nedeniyle kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceğini, davacının tescilinin sadece Üniversiteye münhasır olup, ticari marka niteliğinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ticaret sicili kayıtlarının davacının üniversite adının kabulüne ve kurulmasına ilişkin yasal düzenlemeden sonraki bir tarih olan 08.12.1998 tarihini ihtiva ettiği, davalının ticaret unvanında yer alan Atılım ibaresini marka olarak kullanamayacağını, davalının “Atılım” sözcüğünü kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı ancak, davacının tacir olmadığı,
bu nedenle davalının ticaret unvanın terkinini talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı eyleminin davacı markasına ve unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve men’ine, takdiren 5.000 YTL maddi ve 5.000 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalının ticari unvanından “Atılım” sözcüğünün terkini isteminin reddine, kararın ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı taraf, "ATILIM" ibaresinin davalı adına tescilli ticaret unvanından terkinini de istemiştir. Mahkemece, Dairemizin 06.04.2006 gün ve 3737/3614 sayılı kararı gerekçe gösterilmek suretiyle davacının üniversite olup tacir olmaması nedeniyle davalının ticaret unvanının terkinini talep edemeyeceğinden dolayı bu yöne ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Ancak, Dairemizi sözkonusu kararına karşı mahalli mahkemenin direnme kararı ve kararın temyizi üzerine verilen Hukuk Genel Kurulu 12.12.2007 tarih ve 965/961 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, TTK'nun 56 ve 57.maddesi anlamında haksız rekabetten söz edebilmek için kusur, zarar, illiyet bağı unsurları birlikte gerçekleşmelidir. Her iki tarafın da tacir olması veya her ikisinin de ticari unvanının bulunması gibi bir koşul ise aranmamıştır. Bu bakımdan somut uyuşmazlıkta dosyaya ibraz edilen deliller birlikte değerlendirilerek bir çözüme ulaşılması gerekirken Dairemizin yukarıda tarih ve dosya numarası belirtilen kararı emsal olarak salt bu gerekçe ile ticari unvan terkinine yönelik istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4678, K. 2010/801, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama