KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4695 E., 2010/840 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.11.2007 tarih ve 2006/262-2007/253 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde taraf avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “BEREKET” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPE nezdinde yaptığı başvurunun davalıya ait marka nedeniyle “yiyecek ve içecek sağlama hizmetlerine” yönelik sınıfta tescil isteminin Markalar Dairesi tarafından reddedildiğini, müvekkili tarafından yapılan itirazın da YİDK tarafından reddedildiğini, anılan ibareyi 1989 yılından itibaren bu hizmet sınıfında kullandıklarını, davalı şirketin bu alanda faaliyeti bulunmadığını, redde mesnet markayı kullanmadığını ileri sürerek, YİDK kararının iptali ile davalı şirkete ait markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, yapılan işlemlerde bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı İtina Gıda İçecek ve Temizlik Mal. San.Tic.Ltd.Şti. vekili, müvekkilinin markayı 2005 yılında devraldığını, bundan öncede ticari hayatında markayı kullandığını, 2004 yılından itibaren bu isim altında internet sitelerinin bulunduğunu, markanın kullanılmadığına yönelik iddianın yerinde olmadığını, davacının markayı tanınmış hale getirdiğini ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının başvuru konusu işaret ile redde mesnet markanın görsel, anlamsal ve umumi intiba suretiyle benzer mahiyette bulundukları, her ikisinde de ayırt ediciliğin “BEREKET” ibaresi ile sağlandığı, aralarındaki farklılığın yararlanım süresi içinde ilk bakışta algılanamayacağı, hizmet sınıfının aynı tür olduğu, davacının başvurusunun tescili halinde davalının tüketiciler nezdinde oluşturduğu imaj ve güvenden davacının haksız olarak yararlanacağı, 556 sayılı K.H.K'nin 7/1-b kapsamında alınan YİDK kararının yerinde olduğu,
7/son maddesi uyarınca kullanımla ayırt edici hale gelmiş olduğunun kanıtlanamadığı, davacının bereket isimli diğer markalarının davalının markasından daha sonra tescil edildiği, tescil tarihi itibariyle hükümsüzlük davasının beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davalının kötüniyetinin de ispatlanamadığı, tarafların markalarının tanınmış olmadığı, davalının redde mesnet markayı son beş yıl içerisinde kullanmadığı iddia edilmiş ise de, davalının anılan markayı yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde pazar yaratmak veya mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlevine uygun olarak kullandığı,
selefinin kullanmamış olsa bile davacının devirden sonra markayı kullandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Mahkemenin 22.11.2007 tarihli kararı davacı vekili tarafından süresinde 31.01.2008 tarihli dilekçe ile temyiz edilmiş ise de; 17.05.2006 tarihli vekaletname ile 25.01.2010 tarihli yetki belgesinde temyizden feragat yetkileri bulunan davacı vekilleri Av.... ve Av.Onur Özterzi tarafından 25.01.2010 tarihli dilekçe ile temyizden feragat edilmiş bulunmasına göre davacı vekillerinin temyiz isteminin feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4695, K. 2010/840, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama