KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/4685 E., 2010/839 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
720 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.11.2007 tarih ve 2006/195-2007/279 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, tetkikat evrak üzerinde yapılmaya karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davetiye üretimi ve satışı işi ile iştigal ettiğini, TPE nezdinde 2002/346 e 347 ,2626, 2627, 2628, 2948 no’lu tasarım tescilleri bulunduğunu, davalının ise bu tasarımların aynısını ya da çok benzerlerini yaparak 618, 619, 1033, 1002,1003, 617, 616, 614 ,1005, 1007,1008, 1009, 1010, 1011, 261, 1014, kod numaralı ürünler olarak piyasaya sunduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamelere rağmen davalının ihlallere devam ettiğini, davalının bu eylemlerinin, müvekkilinin tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek,
davalının bu davetiye modellerinin satış ve dağıtımının durdurulmasını, tasarım tescilinden kaynaklanan haklara tecavüzlere son verilmesini, üretimde kullanılan makinelere el konulmasını ve imhasını, bu modellerin yer aldığı katalog ve tanıtım broşürlerinin toplanarak imhasını, verilecek hükmün ilanını, 1000 YTL maddi, 1000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yersiz olduğunu, tüm davetiyelerin müvekkili tarafından, davacının TPE’ye müracaatından önce, 1996 yılında tasarımcı ...’a dizayn ettirilerek tüm haklarının satın alındığını, bu tasarımları davetiyeler üzerinde kullandıklarını, davacının aldığı tasarım tescillerinin haksız olduğunu, yenilik ve ayırd edicilik özelliklerini taşımadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının tasarımlarının 30.12.1996, 12.05.1997, 10.04.1997 ve 21.02.2002 tarihlerinden itibaren tescilli olduğu, davalının davetiyelerinden sadece 619, 1005 ve 614 kod numaralı davetiyelerinin davacının davacının 2002/346, 2948 ve 2626 no’lu tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturacak biçimde benzer olduğu, bu tasarımlar dışındaki tasarımlar yönünden davalının ne tasarım tescilinden kaynaklanan haklara bir tecavüzü ne de bir haksız rekabeti söz konusu olmadığı,
anılan tasarımların şeklen davalının tasarımlarına tecavüz eder nitelikte olmasına rağmen davalının öncelik hakkı iddiası olduğu, tasarımları çizdiği iddia edilen ...'ın ifadesi kapsamında davalının bu tasarımları davacının tescil başvurusundan önce çizdirdiği, dolayısıyla bu tasarımların gerçek hak sahibinin davalı olduğu, davacının 2626, 2948, 2002/346 no’lu tasarımlarının başvuru tarihlerinde yeni olmadığı, her ne kadar bu tasarımların hükümsüzlüğü için açılmış bir karşı dava mevcut değil ise de 554 sayılı KHK’nin 23. maddesinin bu konuda davalıya dokunulmazlık sağladığı,
buna göre davacının bu tasarım tescillerinden kaynaklanan haklarını davalıya karşı ileri süremeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tasarım hakkına tecavüz nedeniyle tecavüzün önlenmesi ve haksız rekabetin giderilmesi ile tazminat istemine ilişkindir.
Davacının tasarım tescil belgesi ile koruma altında bulunan üç adet davetiye tasarımının davalının tescilsiz davetiyeleri ile benzer olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı vekili, davacının tasarımlarının yeni olmadığını, kendilerine ait davetiye tasarımlarını 1996 yılında dava dışı ...'a çizdirerek tüm haklarını satın aldıklarını, davacının önce davranarak tasarım tescil belgesi aldığını, 554 s.KHK 23. maddeye göre haklarının korunması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafından dinletilen tanık beyanı ile 1996 tarihini taşıyan adi yazılı sözleşmelere itibar edilerek 554 s.K.H.K.nin 23. maddesine göre davalı şirketin önceki kullanımdan doğan hakkı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Anılan maddede tescil başvurusunun yapıldığı tarihten önce, tescilli tasarımın koruma kapsamına giren ve tescilli tasarımdan bağımsız olarak geliştirilmiş ve o tarihte henüz kamuya açıklanmamış bir tasarımı kullanmaya başlamış veya kullanımı için ciddi ve gerçek tedbirler almış kişilere karşı, bu kişilerin iyi niyetli davranmış olmaları koşuluyla, tasarımı kullanmalarını önlemeye, tasarım hakkı sahibinin yetkisi bulunmadığı düzenlenmiştir.
Mahkemece dinlenen davalı tanığı, davaya konu davetiye tasarımlarını hangi tarihte çizdiğini hatırlayamadığı gibi, davetiyeleri davanın hangi tarafı için çizdiğini de hatırlayamamıştır. Salt bu tanık beyanı ve 1996 yılında düzenlendiği iddia olunan sözleşmeler davalı şirketin davaya konu üç adet davetiye tasarımını davacı şirketten önce tasarlamış olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi, davalının bu delillerinin 554 s.K.H.K.nin 23. maddesi kapsamında tescilsiz tasarımının ciddi şekilde kullanımı olduğunu da kabule yeterli değildir.
O halde mahkemece, davalı şirketin anılan madde kapsamında önceki kullanımının ciddi olup olmadığı ve iyiniyetli sayılıp sayılmayacağına yönelik tüm delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/4685, K. 2010/839, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama