KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5871 E., 2010/1884 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 05.02.2008 tarih ve 2007/55-2008/27 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekillerii tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uluslararası taşımacılık yaptığını, bu kapsamda 09.09.2002 tarihli navlun teklifini davalı yana geçtiğini, davalının teklifi kabul eden yazışmalarını davacı ile yaptığını, davacının bağlantının kurulması üzerine Çin’deki yükleyici ile yazıştığını ve davalıya 17.10.2002 günlü yükleme planını ve ihbarını verdiğini, 16.11.2003 tarihli varış ihbarnamesinden taşınan emtianın İstanbul’a 15.11.2003 tarihinde verdiğinin belli olduğunu,
davalının gemiden boşaltılan emtiası ile ilgili olarak 18.11.2003 tarihinde depolama süresinin uzatılması için Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’ne başvurduğunu ve iki kez ek süre aldığını fakat malı gümrükten çekmeyi başaramadığını, müvekkilinin malı taşıttığı alt taşıyıcılara ardiye, sürastarya ve navlun ücretlerini ödemiş bulunduğundan davalıya karşı ilamsız icra takibine giriştiğini ancak davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında bir nakliye ya da navlun sözleşmesinin bulunmadığını, müvekkilinin ihracatçı Çin firmasıyla satış ve akreditif koşulları görüşmeleri devam etmekteyken malı davacının yüklemiş olmasından dolayı sorunlar doğduğunu, davacının keyfi hareket etmesinin sonuçlarına katlanmasının gerektiğini, müvekkilince ihracatçı Çin firmasına açılan akreditifin akreditif koşullarına uyulmadığından dolayı iptal edildiğini, taşınan yükün gümrük idaresince devletleştirilmiş bulunması nedeniyle, navlun, demoraj, ardiye ücretlerinin devletleştirme bedelinin ödenmesinin Gümrük Kanunu gereği olduğunu,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin hiçbir kusur ve ihmalinin söz konusu olmaması nedeniyle navlun dışındaki taleplerin muhatabının müvekkilinin alamayacağını belirterek davanın reddi ile birlikte %40 tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, konişmentoya göre davacının taşıyan olmadığı, davacının sadece yükün teslim alınmasında başvurulacak kimse muhtemelen taşıyan tarafından yetkilendirilmiş bir kimse durumunda bulunduğu, dolayısıyla davacının bu konişmentoya dayanarak davalıdan talepte bulunamayacağı, söz konusu taşımada davacının taşıyan ve davalının da taşıtan olduğunun ortaya konulamadığı gerekçeleriyle davanın reddine, kötü niyet ispat edilemediğinden davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5871, K. 2010/1884, 18 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama