KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/8617 E., 2010/204 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
353 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2007 tarih ve 2005/801-2007/1382 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, navlun bedelinin tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı taşıyanın düzenlediği 10 adet fatura toplamı 3.337 YTL’nin davalı taşıtandan tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, süre gelen bir taşıma ilişkisinin varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davaya konu fatura bedellerinin davalı tarafından ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, kapanış tasdikleri olmayan davacıya ait ticari defterlerde, takibe konu alacağın üzerinde toplam 19.391 YTL davacının alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu, dolayısıyla davalının takibe itirazında haksız olduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm verilmiş ise de, davacıya ait defterlerin kapanış tasdiklerinin bulunmaması nedeniyle hükme esas alınması doğru değildir.
Ancak, davacı tarafından takibe konulan 10 adet faturanın açık olarak düzenlendiği ve davalı tarafından bu faturaların içeriğine itiraz edilmediği, sadece fatura bedellerinin ödendiği savunulmuş olup, ispat yükü kendisine düşen davalı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde bu faturalara ilişkin her hangi bir ödeme kaydının bulunmadığı gibi davalı tarafça yapıldığı iddia edilen ödemenin başka bir şekilde de ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, salt bu nedenle davacının alacaklı olduğunun kabulü gerekirken, usulsüz tutulan davacı defterlerindeki kaydın esas alınarak yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/8617, K. 2010/204, 12 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama