KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9158 E., 2010/428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2007 tarih ve 2007/718-2007/938 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilininde paydaşlarından olduğu davalı şirketin fiilen işlevsiz ve organsız kaldığını,yönetim ve denetim kurullarının görev sürelerinin sona ermesine rağmen genel kurul toplanamadığından zorunlu organların tamamlandığını ileri sürerek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalı şirketin en son genel kurulunu 24.04.2003 tarihinde yaptığı, yönetim kurulunun üç, denetim kurulunun ise bir yıl süre ile göreve getirildiği, A.Ş'lerde yeni yönetim ve denetim kurulu seçilene ve göreve başlayana kadar eski yönetimin görevine devam edeceği, görev süresi sona eren yönetim kurulunun bu sıfatlarının sürenin salt sona ermesi ile kendiliğinden düşeceğine ilişkin TTK'nda bir düzenleminin bulunmadığı, bu nedenle eski yönetim ve denetim kurulunun görev süresinin bitmesi ile ortaklığın kendiliğinden organsız kaldığının söylenemeyeceği, bu bağlamda davalı şirketin organsızlığından söz edilememeyeceği, TTK'nun 435 nci maddesi hükmünce kayyım tayinini gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine ilişkin olup, TTK’nun 435 nci maddesi hükmünde, anonim ortaklıkta pay sahiplerinin beşten aşağıya düşmesi veya ortaklığın organlarından birinin mevcut olmaması yahut genel kurulun toplanamaması hallerini ortaklığın feshinin istenmesi için neden olarak kabul edilmiştir. Böyle bir davanın açılmış olması halinde mahkemece, ortaklığın durumunun düzeltilmesi, iddia edilen eksikliklerin tamamlanması için uygun süre verilmelidir. Mahkemece verilen bu süre zarfında eğer eksiklikler giderilirse ortaklığın feshine ilişkin davanın reddi cihetine gidilmelidir.
Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin organsız kalıp kalmadığı noktasında toplanmakta olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davalı şirketin organsız kalmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davanın, şirketin genel kurullarının toplanamaması nedeni ile davalı şirketin organsız kaldığı iddiası ile açılmış olması ve davalı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona erdiğinin de mahkemece belirlenmiş bulunması karşısında, mahkemenin kabulünün aksine artık davalı şirketin fiilen organsız kaldığının kabulü gerekir.
Görev süreleri sona eren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin yeni yönetim ve denetim kurulunun göreve başlayıncaya kadar devam edecek olması sadece şirketin gecikmesinde sakınca bulunan işlerinin görülmesine ilişkin olup bu davada ele alınacak bir husus değildir.
Genel kurulun toplanamaması ve bu nedenle de organlarının oluşturulamaması iddiası karşısında davalı şirketin organsız kalmadığının kabulü davalı şirketteki çözümsüzlük halinin devamı ile eş anlama geleceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, öncelikle anılan madde hükmündeki proserdüre uygun biçimde, davalı şirketin durumunu düzeltilmesi veya iddia edilen eksiklikleri tamamlaması için uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar ittihazı gerekirken, eksik incelemeye ve yanlış ilkeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9158, K. 2010/428, 18 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama