KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9197 E., 2010/403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 27.03.2008 tarih ve 2007/347-2008/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı Bankanın Bursa Şubesinden gerek kendisi, gerekse vekilinin kendi nam ve hesabına kredi çekip, alınacak kredinin teminatını teşkil etmek üzere adına kayıtlı iki adet taşınmazın üzerinde banka lehine ipotek tesis etmesi konusunda dava dışı ...'a vekaletname ile temsil yetkisi verdiğini, söz konusu vekaletname ile mümessili ...'ın şahsından başka, hiç bir şekilde özel veya tüzel kişiye kredi kullandırılması hususunda yetki vermediğini,
söz konusu vekaletname ile mümesilinin ortağı ve temsilcisi bulunduğu ...Tekstil San.ve Tic.A.Ş.'ne 2.000.000 USD kredi kullandırıldığını ve bu kredinin teminatı olmak üzere taşınmazın üzerinde davalı banka lehine ipotekler tesis edildiğini, ...A.Ş. lehine ipotek tesisine ilişkin yetki vermediği halde, adına kayıtlı taşınmazın ...A.Ş. lehine ipotek alınarak şirkete kredi kullandırılmasının açıkca temsil yetkisinin davalı bankayla anlaşmak suretiyle kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ileri sürerek, maliki bulunduğu taşınmazın tapu kayıtları üzerinde bulunan ipoteklerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, davacının vaki itirazının iptali amacıyla açılan dava sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilip, kararın kesinleştiğini, mahkemece yeniden inceleme konusu yapılmasının mümkün bulunmadığını, yapılan işlemlerin vekaletname kapsamında olduğunu, davacının ipotek akdine sonradan icazet verdiğini bu nedenle de iptalini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 13.03.2007 tarih 2006/8923 esas, 2007/4352 karar sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara nazaran, davacı ile vekili ...'ın birbirlerini iyi tanıdıkları, davacının verdiği vekaletname ile dava dışı ...'ın davalı bankadan dava dışı ...A.Ş. için çekilen kredide davalı adına ipotek tesis ettiği, vekil ...'in dava dışı şirkette %83 oranında hissesi bulunduğu, şirketin temsilcisi olduğu, davacının bu pozisyondaki kişiye vekaletname vermiş olduğu,
daha önce görülen davada ipoteklerden haberdar olmasına rağmen bu dava tarihine kadar sessiz kaldığı, davacının krediden ve ipotekten haberdar olduğu, davalı bankadan çekilen kredide vekil ...'ın müşterek kefil olduğu, davacının verdiği vekaletnamenin yetkilerinin aşılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9197, K. 2010/403, 18 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama