KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9400 E., 2010/1101 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çal Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2007 tarih ve 2007/443 - 2007/614 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde yatırım hesabı açtırdığını, aynı tarihte 1.762,00 YTL değerinde hisse senedi satın aldığını, yine aynı gün müvekkilinin eşinin bankaya kendisinde habersiz olarak gittiğini, anılan hesapta bulunan hisse senetlerinin satışı için talimat verdiğini, bankada bulunan görevlilerin bu hisse senetlerinin satışını yaptığını ve hesaptaki parayı eşine teslim ettiğini, bankanın hesap sahibi tarafından üçüncü kişilere ödeme yapılabilir talimatı bulunmamasına rağmen yaptıkları bu işlemin özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 YTL'nın tespit tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işin ticari iş niteliğinde bulunduğu, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, davacının BK'nun 126/4. maddesi gereğince 1 yıllık ve 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın zamanaşımı ve esastan reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın BK'nun 125. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, davacının iş bu davada evlilik birliği içinde eşinin yaptığı işlemden dolayı zarara uğradığını, çekilen paranın ev ihtiyaçları için harcanmadığını ispat etmesi gerektiği, davacının zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının talimatı olmadığı halde, davalı bankada bulunan yatırım hesabındaki hisselerin talimatı olmadan satıldığı ve bedelinin izinsiz olarak ödendiği iddiasına dayalı alacak ve tazminat istemine ilişkin olup, davalı bankada bulunan hesabın davacıya ait olduğu ve davacı eşinin bir vekaleti olmadan davacı adına imza atarak hisselerin satılması talimatı verdiği ve satış bedelini eşin tahsil ettiği mahkemenin kabulünde olup, davalı banka da kararı gerekçe bakımından temyiz etmemiştir.
Bir güven kuruluşu olan ve hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan bankaların eşi dahi olsa yetkisiz kişilere ödeme yapmak suretiyle borcundan kurtulması mümkün değildir. Ayrıca hesabından izinsiz olarak para çekilmesi halinde davacının zararı gerçekleşmiş olup, ayrıca zararını ispatlaması gerekmez. İspat külfeti kendisinde bulunan davalı banka eşin yaptığı işlemlere davacının icazette bulunduğunu da kanıtlayamamıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece davacının alacak ve tazminat talepleri incelenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9400, K. 2010/1101, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama