KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9458 E., 2010/713 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.05.2008 tarih ve 2006/184-2008/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin nüfus cüzdanının kendisini ... olarak tanıtan kişice elde edildiğini, kendi fotoğrafı yapıştırılarak nüfus cüzdanında sahtecilik yapıldığını, davalı sahte ... nın tarafından davalı Asya Finans A.Ş.
Gaziosmanpaşa Şubesi'nden çek defteri alınıp, piyasanın dolandırdığını, çek defteri verdiği şahısla ilgili yeterli ve gerekli araştırma ve inceleme yapmamasının davalı bankanın kusuru olduğunu, bu konuda basiretli bir tacir gibi davranmadığını, ... adıyla gelen şahsa hesap açarak sınırsız borç doğuracak işlem yapmaya müsait çek karnesi verdiğini, müvekkilinin büyük acılar çektiğini, hiçbir kusuru olmadığı halde çok sayıda icra takibine ve ceza davalarına, yakalama ve tutuklama kararlarına muhatap olduğunu, mal varlığının haczetildiğini, malları ile ilgili tasarruflarının engelendiğini, itibarının sarsılıp kişilik haklarının ihlal edildiğini,
bu olaylar nedeniyle ruhsal çöküntü içerisine girdiğini ileri sürerek, 20.000,00 YTL manevi tazminat ile 5.000,00 YTL maddi tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Banka vekili, müvekkilinin kendisine düşen her türlü özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini, şahsın işyerine gidilip işyeri görüldükten sonra hesap açılıp ilk etapta 10 yapraklı çek karnesi verildiğini, düzenli ödemeler karşılığında diğer çek karnelerinin verildiğini, şahsın uzun süre ticari faaliyette bulunduğunu, ibraz edilen tüm evrakların gerçek olduğunu, müvekkili bankaya kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporu doğrultusunda,verilen çek karneleri nedeniyle davacının mağduriyete uğradığı, hakkında icra takibi yapıldığı, taşınmazlarının haczedildiği, hakkında yakalama kararı çıkarıldığı, tüm bunların davacının sosyal konumuna, kişiliğine ve şahıs varlığı haklarına saldırı teşkil ettiği, bu eylemlerin asıl sorumlusunun sahte kimlik kullanan ve asıl kimliği tam olarak tespit edilemeyen ... isimli şahıs olduğu, ancak gerekli dikkat ve özeni göstermeyen bankanın da, davacının kişilik haklarının bu şekilde zedelenmesinde, hafifde olsa kusurunun bulunduğu,
davalı Bankanın davacının kimliği tespit edilemeyen diğer davalı hakkındaki feragatinden yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden feragat nedeniyle reddine, davacının maddi tazminat istemi taraflarca takip edilmediğinden HUMK'nun 409. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile. 2.000 YTL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı bankadan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalılardan Banka vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere,mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı tarafın davaya konu ettiği hakkın özünden vazgeçmeden diğer davalı hakkındaki vaki feragattan mümeyyiz davalının yararlanmasının mümkün görülmemesine göre, davalılardan Banka vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, sahtecilikle elde edilen nüfus cüzdanına dayalı çek karnesi verilmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, hakimin özel durumları gözönünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır.
Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, dosya kapsamındanda anlaşıldığı üzere davacı hakkında çok fazla sayıda icra takiplerinin ve ceza kovuşturmalarının yapılmış olması karşısında, mahkemece, hükmedilen 2.000 YTL manevi tazminat miktarı, ne somut olayın özelliklerine, ne davacının olaylardan etkileniş dercesine, ne de paranın alım gücüne uygun düşmemekte ve az olup,davacı yararına daha tatminkar ve adalete uygun,makul bir manevi tazminat takdir edilmek üzere, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9458, K. 2010/713, 25 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama