KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9664 E., 2010/4882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
780 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.10.2007 tarih ve 2007/81 - 2007/236 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalılardan ...Holding A.Ş. avukatı ... gelip, TPE avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1986/93674 nolu “şekil+ETİ BROWNİ”, 2000/3884 nolu “BROWNİ” ve 2003/4365 nolu “BROWNİ” ve diğer benzeri davacı markalarının tescil sahibi olduğunu, bu markaların ilk tescilinden bu yana 18 yıl eylemli kullanılmaları sonucu ayırtedici hale geldiğini, davalılardan şirketin “ÜLKER BROWNİE" ibaresinin 30/5 sınıf alt grup ürünler yönünden tescili için diğer davalıya 2004 yılında yaptığı marka tescil başvurusuna müvekkilinin yaptığı itirazın en son YİDK tarafından reddedildiğini, oysa iltibas yaratacak derecede benzerlik bulunduğunu, 556 sayılı KHK’nin 7/1-b, 7/son,
8/1-b maddeleri gereğince kararın iptali gerektiğini ileri sürerek, YİDK’nun 2006/M-4520 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş ise davalı şirket markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili ve diğer davalı vekili, “Browni” ibaresinin “bir çeşit kek” anlamına geldiğini ve aynı KHK’nin 7/1-c maddesi anlamında tescilinin mümkün olmadığını, bağımsız olarak korunamayacağını, benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, taraf markaları arasında anılan KHK’nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında benzerlik bulunduğu, esas unsurun “BROWNİ” kelimesi olduğu, tüketicilerin davacının “BROWNİ” markasını derhal hatırlayacakları ve ürünleri karıştıracakları, yazılış karakteri ve biçimlerinin bu sonucu değiştirmeyeceği, davacı markasının tanınmışlık ve güveninden yararlanma amacı ile davalının bu yönde seçim yaptığı, görsel, sözel ve düşünsel anlamda benzerlik bulunduğu, “BROWNİ” kelimesinin marka olarak tescili olanaklı olan bir ibare olduğu,
davacının eylemli kullanım sonucu ayırt ediciliği sağladığı ve 7/1-c engelinin bu kullanım ile aşıldığı, kaldı ki bir kek cinsi olarak tüketicilerin algılamadığı, davacı ile özdeşleştirdikleri, YİDK karar tarihinde davacı markaları tescilli olduğundan, hükümsüzlükleri için açılan davaların sonucunun beklenmesine gerek olmadığı, o davaların bu davayı bekletmek amacıyla açıldığı,
bu davanın YİDK karar tarihindeki koşullara göre karara bağlanması gerektiği, davacımarkaları daha sonra terkin edilse dahi bu davayı etkilemeyeceği, dava ve karar tarihinde davalı şirket markası henüz tescil edilmemiş olduğundan marka hükümsüzlük isteminin vakitsiz olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin istemin vakitsiz olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; Dava, davalılardan Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı’nın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali ve diğer davalı markasının yargılama sırasında tescil edilir ise terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalılardan şirketin marka başvurusunun yargılama sırasında henüz tescil edilmediği gerekçesiyle, erken açılan hükümsüzlük davasının reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın talebi, TPE YİDK kararının iptali ve yargılama sırasında davalı şirketin tescil için başvurduğu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemidir. YİDK kararının iptali istemi ile açılan davanın yargılamanın devamı süresince TPE
tarafından tescil işlemi durdurulmadığından, davacının YİDK kararının iptali ile birlikte hükümsüzlük davası açmasına bir engel bulunmamaktadır.
Davacı tarafın ikinci talebi, ilk talebin kabulü halinde ve yargılama sırasında davalı şirket markasının tescil edilmesi halinde kabul edilecek bir talep olup, mahkemece yargılama sırasında davalı şirket adına henüz tescil edilmeyen markanın hükümsüzlüğü istemi ile açılan davada “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi, buna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine takdir edilmesi gerekirken, hükümsüzlük davasının reddi ile buna bağlı olarak davalı taraf yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiş ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi,
yeniden yargılamaya gereksinim göstermediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9664, K. 2010/4882, 4 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama