KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9711 E., 2010/799 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
492 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.12.2006 tarih ve 2003/650-2006/722 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın İzmir Şubesi’nde mevduat hesabı olduğunu, bu mevduatın banka nezdinde değerlendirildiğini, ancak 19.03.2001 tarihinde müvekkilinin hiçbir yazılı talimatı olmaksızın hesabından davalı tarafından 3.882.964.521.-TL.nın kesildiğini ileri sürerek, bu meblağın bankalarca vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacının 19.02.2001 ve 14.03.2001 tarihleri arasında bankada gecelik (O/N) işlemleri yaptığını ve normalin çok üzerindeki oranda faiz aldığını, müvekkili İktisat Bankası’nın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 15.03.2001 gün ve 198 sayılı kararı ile Bankalar Kanunu’nun 14/3-4 ncü maddesi uyarınca denetim ve yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devir edildiğini, kamusal görev yapan Fon’un normalin üzerindeki faiz oranlarının verilmemesi yönünde uygulama yaptığını, ödemelerde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ortalama faizlerinin esas alındığını,
bunun üzerinde gerçekleşen faizin gabin nedeniyle istenemeyeceğini, ayrıca ahlâka aykırı olduğunu, bir yılda alınabilecek faizin bir gecede alındığını savunarak, davanın reddini, karşı dava olarak ise, bankanın tenkise tabi tuttuğu kısmın BK.nun 20 ve 21 nci maddeleri uyarınca kısmi butlanla malûl olduğunun kabulü ile davacıya borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karar, Dairemizin 03.07.2003 tarih 2003/1515-7319 sayılı ilamı ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davacı-karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dairemizin temyiz incelemesinden geçen çok sayıdaki davalardan bilindiği üzere, davalı bankaya devredilen İktisat Bankası T.A.Ş.nin 01.01.2001 - 14.03.2001 tarihleri arasındaki dönemde birikmiş zararının 1,9 katrilyon TL’ye ulaştığı ve bankanın müzayaka halinde bulunduğu banka devir bilânçosu ve bağımsız denetçi raporu ile sabit bulunduğundan, bankanın içinde bulunduğu yüksek likidite ihtiyacı nedeniyle mevduat kaçışını engellemek için yüksek oranda faizler ödediği, mevcut hesapların miktarı ne olursa olsun İktisat Bankası A.Ş. tarafından uygulanan faiz oranlarının müzayakadan kaynaklandığı,
davacının da davalının düştüğü müzayakadan yarar sağladığı, ivazlar arasında nispetsizlik bulunup, gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının gerçekleştiği anlaşılmakta olup, keza Dairemizce de benimsenmekte olan Hukuk Genel Kurulu’nun 07.02.2007 tarih ve 2007/19-63 Esas - 2007/52 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, mevduattaki paraya İMKB tarafından uygulanan oranlar dahilinde alınan faiz tutarının üzerindeki faize yönelik istemin fahiş ve ahlaka da uygun olmayan,
Borçlar Kanunu’nun 19. maddesine aykırı sözleşmeye dayanması nedeniyle bu yöndeki istemlerin Medeni Kanun’un 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığının kabulü ile dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9711, K. 2010/799, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama