KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/10096 E., 2011/2751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2009 tarih ve 2008/182 - 2009/226 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin hissedarı olduklarını, hisselerinin karşılığını almak suretiyle ortaklıktan ayrılmak istediklerini, bu isteklerini yönetime bildirdiklerini ve 2006 yılının Ağustos ayında fiilen ortaklıktan ayrıldıklarını, fakat paylarının devri konusunda davalı şirket yönetiminin herhangi bir işlem yapmadığını, anasözleşmenin 6. maddesi uyarınca hisse senetlerinin yönetim kurulunun tamamının olumlu oylarıyla devredilebileceğini, ancak fiili uygulamanın bundan farklı olduğunu ve her yıl Haziran ayında yapılan toplantıda ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin paylarının maddi değerinin oylama ile belirlendiğini,
şirket içerisinden bu payları almak isteyenlerin öncelikle bu payları aldıklarını, almak isteyen çıkmadığı takdirde şirketin bu payları kendi adına aldığını, ancak 2006 yılında böyle bir uygulama yapılmadığını ileri sürerek, davacıların 2006 yılı Ağustos ayında şirketteki paylarının bedellerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir müvekkili için 7.000 TL'den 35.000TL'nın fiili ayrılma tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK ve şirket anasözleşmesinde şirket aleyhine ortakların hangi hallerde dava açabileceklerinin düzenlendiği, buna göre ortaklar ile şirket arasındaki uyuşmazlıkların öncelikle şirket içinde çözümlenmesinin hedeflendiği, somut olayda davacıların dava tarihine kadar şirketten herhangi bir taleplerinin olmadığı, davacıların TTK'nun 356 ve 363 maddelerindeki yollara başvurmadıkları, şirketin feshi ve tasfiyesi gündeme getirilmeden doğrudan dava yoluyla şirketteki payların karşılığının istenmesinin mümkün olmadığı, ortaklığın devamı süresince eldeki davanın açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/10096, K. 2011/2751, 15 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama