KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1094 E., 2010/7095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ereğli/Konya Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.11.2008 tarih ve 2007/632-2008/457 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Ereğli Şubesi’ndeki hesabından para çekmek amacıyla 12.03.2007 tarihinde bankaya gittiğini, banka cüzdanını davalı banka görevlisi ...'a verdiğini, davalı ...’ın müvekkilinin ismini okuyup parayı kendisine teslim edip, dekontu imzalatması gerekirken müvekkilinin imzasını alıp, parayı bankonun üzerine bıraktığını ve paranın buradan kimliği belirsiz bir kişi tarafından alınmasına neden olduğunu, davalının bu kusurlu hareketi ile müvekkilini zarara uğrattığını, davalı bankanın da istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğunu ileri sürerek, 3.239.00 YTL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, dava konusu olayda bankanın ve banka personeli diğer davalının kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, güven kurumu olan bankaların aldıkları mevduatları özenle korumak zorunda oldukları, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı bankanın BK’nun 100. maddesi uyarınca kurtuluş beyinesi getiremediği, davalı ...'ın meydana gelen işlemde % 50 oranında kusurlu olduğu, davacının da % 50 kusuru bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.619,50YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı banka vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince, dava, banka personelinin kusurlu eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı bankanın personeli olan diğer davalı ..., 12.06.2007 tarihli duruşmada imzası ile tasdik ettiği beyanında, davacının bankada bulunan hesabındaki tüm parayı çekip hesabını da kapatacağını söylemesi üzerine hesap cüzdanı ve nüfus cüzdanını alıp gerekli işlemleri yaptıktan sonra parayı sayıp bankonun üzerine bıraktığını, ödemeyi bu şekilde yaptığını, parayı kimin aldığını görmediğini belirtmiştir.
Bir güven kurumu olan banka, akdi ilişki ve yapılan işin niteliği gereği mudiden aldığı parayı güvenle saklamak ve istenildiğinde yine mudiine iade etmekle yükümlüdür. Bankalar tüm işlemlerinde özen yükümlülüğü altındadırlar. Bankalar BK’nun hükümleri uyarınca personellerinin yaptığı işlerin görülmesi sırasında vermiş olduğu zararlardan da sorumludurlar. Somut olay davalı banka içinde meydana gelmiştir.
Davalı banka, bankacılık işlemlerinin sağlıklı bir şekilde yapılmasını sağlamakla yükümlü olduğu gibi banka içi güvenliği de sağlamak durumundadır. Olayın davacıya ait paranın davalı ... tarafından bankonun üzerine konulduktan sonra kimliği belirsiz bir kişi tarafından alınması şeklinde gerçekleştiği taraflar arasında çekişmesizdir. Davacının, kimliği belirlenemeyen kişi ile işbirliği içinde olduğuna dair de davalılar tarafından dosyaya somut delil getirilememiştir.
Bu itibarla, davacının meydana gelen zararda müterafik kusuru olduğunun kabulü mümkün değildir. Davacının müterafik kusurunu gerektirecek bir eyleminin bulunduğu kanıtlanamadığı halde davacıya %50 kusur izafe edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1094, K. 2010/7095, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama