KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/122 E., 2010/9349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
312 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2007 tarih ve 2007/295-2007/456 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf avukatları tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.09.2010 gününde davacılar Avukatı ...ile davalı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı şirketin müvekkillerinden para tahsil edip geri ödemediğini, davalı aleyhine Essen Asliye Hukuk Mahkemesin'nde açtıkları alacak davasında masraflarıyla birlikte toplam (36.307,16) Euro'nun davalıdan tahsiline karar verildiğini ileri sürerek, anılan mahkemenin 18 0 67/06 sayılı kararının ve masrafların tespitine ilişkin ek kararın tenfizini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının 31.10.2006 tarihinde postaya verilmek suretiyle davalıya tebliğ edildiği, bu durumun 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Laheş Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, ortada MÖHUK'nun 34. maddesi anlamında kesinleşmiş bir karar bulunmadığından tenfizinin de istenemeyeceği gerekçesiyle davacının reddine karar verilmiştir.
Kararı, tarar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve tenfiz davalarının eda davası değil tespit davası niteliğinde olması karşısında, mahkemece hükmedilen yargılama harcı ile davalı yararına takdir edilen vekalet ücretinin, nispi değil maktu olarak belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/122, K. 2010/9349, 28 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama