KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1326 E., 2010/7735 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen
- Eskişehir 3.Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2005/437 Esas sayılı dosyası
Karar Metni
449 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 08.05.2008 tarih ve 2006/255-2008/164 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkili ile davalılardan ...’in ...İnş....Ltd.Şti.’nin yarı oranında paydaşları olduklarını, aralarında çıkan ihtilaf nedeniyle müvekkili tarafından şirketin tasfiyesi ve sicilden terkini davası açıldığını, şirket ortakları arasında güven kalmadığından şirketi temsil ve ilzama yetkili olmak üzere 3 kişilik kayyım heyetinin atandığını, davalı ortağın bu karara rağmen şirket malvarlığındaki gayrimenkulu 16.12.2003 tarihinde diğer davalıya mal kaçırma amacıyla danışıklı şekilde sattığını ileri sürerek,
sözkonusu satış işleminin iptalini, aksi halde müvekkilinin zararının tazmini açısından gayrimenkulun gerçek değerinin tespiti ile müvekkiline düşen hissenin alacak davası olarak müvekkili yararına kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davada davacı şirket kayyumları, davalı ...’in şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kısıtlanmasına ve bu hususun kendisine tebliğ edilmesine rağmen şirkete ait taşınmazı diğer davalıya danışıklı işlem ile sattığını ileri sürerek,
davaya konu taşınmazın satışının iptali ile taşınmazın şirket adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde şirket zararının tazmini açısından gayrimenkulun gerçek değerinin tespiti ile tespit edilecek miktarın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar vekili, davaya konu taşınmazın şirketin diğer ortağı ...’in bilgi ve onayı ile müvekkili ...’ye satıldığını, sonradan ortaklar arasında ihtilaf çıkması nedeniyle taşınmazın müvekkili ... adına kaydının yapılmadığını, müvekkili ...’nın müvekkili ...’nin mağduriyetini gidermek amacıyla taşınmazın tapu işlemlerini yaptığını, davaya konu taşınmazın satışında hiçbir usulsüzlük bulunmadığını, müvekkili ...’nin iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, gerçekte şirkete ait olan bağımsız bölümün şirketin diğer ortağına haber verilmeden ...’a devrinin usulsüz olduğu, şirketin tasfiyesi ile ilgili olarak 04.12.2003 tarihinde dava açıldığı, bu davaya ilişkin tebligatın davalı ...’ya 12.12.2003 tarihinde yapıldığı, tapudaki satışın bu tebliğden 4 gün sonra yapıldığı, satış işleminin muvazaalı olduğu sonucuna varılarak, asıl ve birleşen davaların kabulü ile davaya konu taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı şirket adına tapuya tesciline, tescil kararı verilmekle alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1326, K. 2010/7735, 1 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama