KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14247 E., 2011/16273 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
606 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/07/2009 tarih ve 2006/603-2009/502 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29/11/2011 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 10 yılın sonunda toplu para ödeneceği vaadiyle davalı şirket nezdinde birikimli hayat sigortası yaptırdığını ve sigorta süresi boyunca prim ödemelerini düzenli olarak yerine getirdiğini, 10 yıllık sürenin 12.07.2005 tarihinde dolduğu halde davalının müvekkiline karşı olan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini,
sigortalılık süresinin sonunda müvekkiline ödenmesi gereken muhtemel para miktarının 47.316.511.000 TL olduğu açıkça belirtilmesine rağmen bu miktarın ödenmediğini ve müvekkilinin sigorta süresinin bitmediği düşüncesiyle 2006 yılının Temmuz ayına kadar prim ödemeyi sürdürerek fazladan ödemede bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 35.000,00 YTL toplu alacağın 12.07.2005 tarihinden, 1.768,00 YTL fazladan ödenen prim alacağının ise ödendiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yasal düzenlemeler gereğince ödenebilecek meblağların dışında ödeme yapmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin sözleşme ve yasal düzenlemeler uyarınca ödemesi gereken birikim kar payı toplamının 11.629,98 YTL, iadesi gereken tutarın da 1.768,00 YTL olup, müvekkilinin bu miktarları ödemeyi kabul ettiğini, bu durumda müvekkilinin dava açılmasına sebep olmayıp, sözleşme gereği ödenmesi gereken miktar ile fazladan alınan primleri de ödemeyi kabul ettiğinden faiz ve masraflardan da sorumlu tutulamayacağını savunarak, davacının kabul edilen miktarları aşan taleplerinin reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının Hazine Müsteşarlığı tarafından tasdik edilmiş tarife uyarınca 11.610,53 TL birikimi ve kar payı tutarı ile fazladan yatırdığı 1.768,00 TL’yi isteyebileceği, davacının dayandığı muhtemel getiri tablosunun varsayımlara dayalı olduğu, yanıltıcı mahiyette bulunmadığı, birikimin yanında vefat ve maluliyet teminatlarını içeren karma bir belge olduğu, davalı şirketin sözleşmenin imzalanmasında aldatıcı eyleminin mevcut bulunmadığı,
davalı tarafından yapılan hesaplamaların tarifeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının kabulüne binaen 11.629,98 TL kar payının 12.07.2005 tarihinden, 1.768,00 TL’nin ise 07.08.2006 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, davalı taraf gerek davaya verdiği yanıtında gerekse davadan önce mahkemece hüküm altına alınan miktarları davacıya ödemeyi kabul etmiştir.HUMK’nun 94/2. maddesinde hal ve vaziyeti ile aleyhine dava ikamesine sebebiyet vermemiş ve ilk muhakeme celsesinde de davacının iddiasını kabul etmiş olan davalının yargılama gideri ile ilzam olunamayacağı düzenlenmiştir.Buna göre, davadan önce ve dava sırasında hüküm altına alınan miktarları ödemeyi kabul eden ve dava açılmasına sebebiyet veren bir eylemde de bulunmayan davalının anılan madde uyarınca yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması gerekirken yazılı şekilde davalı tarafa yargılama giderleri ve vekalet ücreti yüklenmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14247, K. 2011/16273, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama