KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14521 E., 2011/16629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
780 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/07/2009 tarih ve 2004/656-2009/470 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06/12/2011 gününde davacılar avukatı ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilleri ile davalıların ortak olarak Esenyurt, Bağcılar, Bakırköy ve Kurtköy’de bulunan mağazaları işletmekte iken ortaklıklarını tasfiye kararı alarak konunun ayrıntısını sözlü olarak anlaşmak kaydıyla 30.08.2003 tarihli protokol ve taahhütnameyi imzaladıklarını, bu protokole göre Esenyurt, Bağcılar ve Bakırköy mağazalarının davalılarda, Kurtköy mağazasının da davacılarda kalmasının kararlaştırıldığını, ayrıca Bağcılar mağazasındaki malların yarı yarıya paylaşılmasına, diğer mağazalardaki malların ise yerinde kalmasına,
34 BK 749 ve 34 BZ 254 plakalı vasıtaların davacılara teslimine, 30.08.2003 tarihine kadar tüm borç ve alacakların davalıların olacağına ve 30.08.2003 tarihine kadar, davacılara kalan Kurtköy mağazasının personel maaşı, elektrik, su vb. tüm gider-gelirler ve POS hesabı alacakları davalılara, bu tarihten sonrakilerin davacılara ait olacağına, davalıların davacılara 375.000 TL ödeme yapmak amacıyla senet vermelerine, buna karşılık davacıların da davalı şirketlerdeki hisselerini davalılara devretmelerine karar verildiği,
davalıların bu yükümlülüklerinden Kurtköy mağazasını davacılara devretme ve Bağcılar mağazasındaki stokların bir kısmını Kurtköy mağazasına aktarma yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, diğer yükümlülüklerini ihtara rağmen yerine getirmediklerini ileri sürerek Uluşen Gıdanın merkez ofisindeki teslim edilmeyen demirbaşlar için 10.000 TL, araçların devri ve tescilli yapılmadığından değeri karşılığı şimdilik 10.000 TL , birikmiş elektrik, telefon, su, personel maaşından şimdilik 10.000 TL, POS hesabı alacağı olarak doğmuş şimdilik 10.000 TL,
şirketlerin hisse devri karşılığında davalıların ödemesi gereken 375.000 TL’den şimdilik 10.000 TL olmak üzere toplam 555.087.02 TL’den 50.000 TL alacağın 30.8.2003 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve
İşbu dosya ile birleşen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/163 esas sayılı dosyasında davacılar vekili, taraflar arasındaki protokolün Bağcılar mağazasının paylaşılması ile ilgili maddede geçen “demirbaşlar” ibaresi ve şirket hisselerine karşılık ödenmesi gereken 375.000 TL için düzenlenen bonoların teslim edilmemesine rağmen “ekte bulunan” ibarelerinin esaslı hata veya davalıların hilesi ile yer aldığını, sözleşmedeki bu ibarelerin esaslı hata ve hile hükümleri gereğince davacıları bağlamayacağını, dolayısıyla Bağcılar mağazasının yarı yarıya paylaşılması gerektiği ve 375.000 TL toplam bedelli her biri 25.000 TL’lik 15 adet bonoyu vermedikleri ve bedellerinin de ödenmediği hususlarının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında düzenlenen protokol gereği davacılara senetlerin düzenlenip verildiğini, senetlerin bir kısmının vadesinde bir kısmının vadesinden önce müvekkillerinden ...ve ... tarafından bizzat ödendiğini, bu şekilde senet asıllarının teslim alındığını, hisse devri ile ilgili borçlarının bulunmadığını, Kurtköy’deki mağazanın 1.9.2003 tarihinde teslim edildiğini, müvekkillerinin 1.9.2003-15.9.2003 tarihleri arasında davacılar nam ve hesabına borç doğuracak şekilde sevk ettikleri mal bedeli 154.495.77 TL'yi davacıların çektikleri ihtarda kabul etmelerine rağmen işbu davanın açıldığını, alacaklarının takas ve mahsup edilmesini istediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların davalı şirketlerdeki hisselerini belirli kişilere devrettikleri ve edimlerini yerine getirdikleri, protokolün 1. ve 2. maddelerindeki hususlarında taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, davalıların teslim edilen mallar karşılığı alacaklı olduğu miktarın 154.495,77 TL olarak hesaplandığı, davacıların alacağının toplamının ise 150.092.27 TL olduğu, takas ve mahsup işlemi sonucu davacıların alacağının bulunmadığı, birleşen dava yönünden ise, davalılar tarafından senetlerin davacılara teslim edildiği ve ödenerek senetlerin geri alındığı,
senetlerin davacılar tarafından davalılara iadesinin karine olarak bedelinin ödendiğini gösterdiği, bunun aksinin de davacılar tarafından yazılı belge veya yemin delili ile kanıtlanmış bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacılar sözleşmedeki imzanın kendilerine ait olduğunu kabul etmekle birlikte sözleşmedeki birleşen davaya konusu ibarelerin hata, hile ile yazıldığını iddia etmişlerdir. Bu iddia sahtelik değil, hukuki fiil (hata-hile-ikrah) iddiasıdır. Noter önünde doğrudan düzenlenen senetlerde dahi hata-hile-ikrah iddiasında bulunulabilir. İtimada dayanan işlemlerde tanık dinlenemez.
Ancak HUMK.'nun 293/5 nci bent uyarınca yazılı belgeye karşı hata-hile-ikrah iddialarında tanık dinlenmesi mümkündür. Oysa dava konusu olayda birleşen dava yönünden davacıların delil listesinde bildirdiği tanıkları dinlenmeden dava reddedilmiştir.
Bu itibarla mahkemece davacıların tanıklarının dinlenmesi, tüm delillerle birlikte değirlendirilip, sözleşmeyi geçersiz kılan, sonucu etkileyen bir hata, hile fiilinin bulunup bulunmadığı tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde birleşen davanın reddi doğru görülmemiştir. Ayrıca asıl davadaki bir kısım istemler birleşen davadaki iddiaya bağlı olduğundan asıl ve birleşen dava yönünden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14521, K. 2011/16629, 8 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama