KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/147 E., 2010/10500 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karacabey Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31.07.2008 tarih ve 2006/958-2008/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davalılar Avukatı...geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalılar avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket hisselerinin davalı ... ile birlikte dava dışı ... ve ...'a ait iken 24.02.2000 tarihinde şimdiki ortakları ...ve ... tarafından satın alındığını, şirketin davalı ...'ye ait taşınmaz üzerindeki petrol istasyonu ve etlentilerini işlettiğini ve bu yerleri malvarlığına kazandırdığını, ancak işletmenin bulunduğu taşınmazın davalı ... tarafından muvazaalı olarak diğer diğer davalıya 20.10.2000 tarihinde satıldığını ve tapuda 30.11.2000 tarihli şerh ile 11 kalem şirket malının bedeli karşılığında satıldığının beyan edildiğini, bu işlemlerin şirketin malvarlığına el koyma amacıyla yapıldığını,
şirketin demirbaşlarının değerinin (152.538,80) TL olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Yılmaz vekili, müvekkilinin taşınmazı üzerindeki akaryakıt istasyonu ve eklerinin hiçbir zaman davacıya temlik edilmediğini, sadece işletme hakkının verildiğini, pay devir bedelinin ödendiğini, yıllarca taşınmazın bedelsiz olarak kullanılmasından kaynaklanan bedelin takas def'i olarak dikkate alınması gerektiğini savunmuştur.
Davalı ..., davalı ... ile bir akrabalığının olmadığını, taşınmazı tapudan iyiniyetle satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz'e ait 18.05.200 tarihli ilama dayanılarak, talep edilebilecek tazminat miktarının (126.667) TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, davacı şirkete ait demirbaşların bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davalı ... vekilince süresinde sunulan cevap dilekçesinde, müvekkilinin de davacıdan kendisine ait taşınmazın davacı şirketçe bedelsiz olarak kullanılmasından kaynaklanan alacağının bulunduğunu, bu alacağının takas def’i olarak dikkate alınması gerektiğini savunmuş, Dairemize ait 18.05.2006 tarihli bozma ilamından sonra takas savunmasını genişleterek, davacı şirket adına ödediği vergi ve elektrik borçlarının da kendi borcundan takas- mahsup edilmesini talep etmiş, mahkemece davalının bu savunması hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir.
Bu durum karşısında mahkemece, davalı ... Yılmaz vekilinin anılan takas- mahsup savunması hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/147, K. 2010/10500, 19 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama