KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1578 E., 2010/7127 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
476 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2006/11 - 2008/302 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının aidat borçlarını ödememesi üzerine başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı kooperatifin kurucu üyesi olup, davacıya ait 35 adet inşaatın yapımını üstlendiğini, kooperatifin müvekkilinin sözleşmesini haksız olarak fesh ederken kesin hak edişten 18.815.959.479 TL alacağını ödemediğini, Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı ile kesin hakediş ve sözleşmenin haksız feshinden dolayı müvekkili alacağının 8.635.600.800 TL olarak karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşılık davada ise müvekkilinin davacı kooperatife olan gerçek borcunun tespitini ve tespit edilecek borcun müvekkilinin kooperatiften olan alacağından mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne, alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminat isteminin reddine,davalı karşılık/davacının karşı davasındaki mahsup talebinin borç miktarı ve alacak miktarı konusu belirsiz olduğundan, mahsup talebinin ve karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, aidat alacağının tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali, karşılık dava ise gerçek borcun tespiti ile kooperatiften olan alacağının aidat borcuna mahsubu istemine ilişkin olup, İİK’nun 50 nci maddesi, icra dairelerinin yetki meselesini hükme bağlamıştır. HUMK.'nun 9 ve devamı maddelerindeki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde de aynen uygulanır. İtirazın iptali davasına bakılabilmesi için,öncelikle her yönüyle geçerli bir icra takibinin bulunması gereklidir.
Somut olaya gelince, davacı kooperatifin dosya arasında bulunan anasözleşmesi ve diğer belgelerden merkezinin Uzunköprü İlçesi olduğu anlaşılmakta olup, icra takibi Uzunköprü İcra Dairesinde başlatılmasına rağmen, borçlu ortağın icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itiraz üzerine icra takip dosyası Bakırköy İcra Dairesine gönderilmiş, davalının itirazı üzerine takip durmuş, itirazın iptali davası kararı temyiz edilen Bakırköy Asliye 8.Hukuk Mahkemesinde açılmıştır.
Oysa, İcra ve İflas Kanunu’nun 50.maddesi ile HUMK.'nun 17 nci maddesine göre,kooperatif ile üyeleri arasında açılacak dava ve takiplerde kooperatif merkezi mahkemesi ve icra dairelerinin yetkili olduğu kuşkusuz olup, anılan yetki kuralı kamu düzenin ilişkin, kesin bir yetki kuralıdır. Mahkemece, resen dikkate alınmalıdır. O halde, mahkemece, yetkili icra dairesi aracılığı ile yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadığından başka bir deyişle icra takibinin yetkisiz icra dairesinde yapıldığı gözetilip davacının davasının sırf bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir..
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1578, K. 2010/7127, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama