KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1638 E., 2010/7563 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2007/137-2008/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, mahkemenin 2003/361 esas sayılı davasında müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu, davacının mahkumiyetten dolayı kısıtlı olmasına rağmen tebligatın eşine yapıldığını, yapılan yargılamada kanuni temsilcisinin olmadığını ileri sürerek HUMK 445/8 maddesi gereğince yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, adı geçen davada tebligatların davacının eşine yapıldığı, HUMK 445 maddesinde yargılanmanın yenilenmesi nedenlerinin tahdidi olarak sayıldığı, kısıtlı olma nedeniyle tebligatın geçersizliğinin bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği, usulsüz tebligat nedeniyle temyiz yoluna başvurulabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yargılamanın yenilenmesine konu Mahkemenin 2003/361 esas sayılı davasında davacı, dava ve karar tarihinde hükümlü olduğu halde yasal temsilcisi olmayan eşine tebligat yapılarak ve bu tebliğe göre 09.02.2007 tarihinde kesinleşme şerhinin verilmiş olmasının yok hükmünde olduğu iddia edilmiş olması karşısında iddianın bu mahiyetine nazaran esasen yargılamanın yenilenmesi (iadesi) istemine konu edilebilecek kesinleşmiş bir mahkemekararındansöz edilemeyecek bulunmasına,
davacının kesinleşmişceza mahkumiyet süresi nedeniyle kendisine, vasi atanmadan ve yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davanın görülüp hükme bağlanarak kesinleştirilmesinde yatan usule aykırılıkların o dava ile ilgili yasa yollarına başvurmak suretiyle izale etme olanağının bulunmasına ve bu yollara başvurulmadan yargılamanın iadesi isteminin dinlenilemeyecek bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1638, K. 2010/7563, 28 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama