KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2122 E., 2010/7168 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2008/685 - 2008/1648 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin üst birlik kuruluşu olan müvekkili kooperatifin üyesi olduğunu, üye kooperatiflerin üye sayılarına göre her ay üst birliğe üyelik aidatı ödemek zorunda olduklarını, davalı kooperatifin üyelik aidatını ödememesi üzerine ilamsız icra takibi başlattıklarını ancak davalı kooperatifin borca ve faize itiraz ettiğini, bu itirazında ise haksız olduğunu, üyelik aidatı ödemekle yükmlü olduğunu ve aidatları zamanında ödemediği takdirde üst birliğin genel kurulunda belirlediği oranda gecikme faizi uygulanacağını bildiği halde itirazda bulunmasının iyiniyetle bağdaşmadığını,
genel kurulda alınan faiz oranı kararının akdi nitelikte olup tüm üyeler için geçerli olduğunu ileri sürerek, davalı kooperatifin borca ve faize ilişkin itirazının iptaline, takibin yıllık % 120 faiz üzerinden devamına, itirazın kötüniyetle yapılması ve alacağın likit olması nedeniyle davalı kooperatifin % 40 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif başkan yardımcısı, açılan davanın yersiz olduğunu, ana paranın icra dosyasına yatırıldığını, ancak davanın ana para yatmamış gibi açıldığını, ihtilafın gecikme faizi oranından kaynaklandığını, istenen gecikme faizi oranının fahiş olduğunu ve bu nedenle kabul edilemeyeceğini, gerek aidat gerek faiz borcu için ihtarname gönderilmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı kooperatifin asıl borca itirazının olmadığı, asıl borç tutarı olan miktarın ödendiği, ödeme emrinin tebliğinden önce herhangi bir ihtarın olmadığı ve işlemiş faize ilişkin itirazın yerinde olduğu, takip tarihi itibariyle yasal faiz istenebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat ve birikmiş faiz alacağının tahsili amacıyla girişilen takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkemece de benimsediği üzere anapara alacağı bakımından davalının takibe bir itirazı bulunmadığından davacının bu alacak kalemine ilişkin talebinin reddinde bir isabetsizlik yok ise de, mahkemenin birikmiş faiz alacağı yönünden kararı yerinde değildir.
Kooperatifler genel kurullarınca karara bağlanan aidat alacaklarını genel kurul kararı doğrultusunda üyelerinden isteme hakkını haiz olup, aidatın genel kurulca belirlenen sürede yatırılmaması halinde ihtara gerek kalmaksızın belirlenen tarihte üyenin temerrüdü gerçekleşir.
Bu itibarla, mahkemece davacının birikmiş faiz alacağının ilgili genel kurul kararlarındaki koşullara göre ve davacı üst birliğin aksine bir karar olmadığı takdirde BK 84.maddesi uyarınca ödemeleri öncelikle faize mahsup etme hakkı bulunduğu da nazara alınarak davacının faiz alacağı uzman bilirkişiye hesaplattırılmak ve neticesine göre bir karar vermek gerekirken, davalının temerrüde düşürülmediğinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2122, K. 2010/7168, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama