KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2187 E., 2010/8427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
411 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2007/28 - 2008/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin özel güvenlik hizmetleri ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalının müvekkilinin tescilli ticaret unvanında bulunan ve tescilli markası olup uzun süreden beri düzenli olarak kullandığı ve tanınmış hale getirdiği “Alesta” ibaresini müvekkili şirketin izni olmaksızın kullanmakta olduğunu, davalının müvekkili ile aynı iştigal sahasında faaliyet gösterdiğini, bu durumun iltibasa neden olduğunu ileri sürerek,
“Alesta” ibaresini müvekkilinin muvafakati olmaksızın kullanan davalının eyleminin tescilli markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, bu durumun men’i ile “Alesta” ibaresinin davalı tarafından her türlü kullanımına son verilmesine,
anılan ibarenin davalının ticaret unvanından terkinine, davalının tescilli markaya tecavüzü ve haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle 4.000,00 YTL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla açılan davada yargılama sırasında yapılan ıslah sonucu 6.500,00 YTL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama sonunda verilecek hükmün gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 09.03.2004 tarihinde faaliyete başladığını, unvanların iki firma için de neredeyse aynı zamanlarda alındığını, bu nedenle müvekkilinin menfaat sağlamasının sözkonusu olmadığını, firmaların logolarının farklı olup, karıştırılmalarının mümkün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile davalının usulüne uygun olarak tescil ettirdiği ticaret unvanını kullanmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet olarak nitelenemeyeceğinden bu yöndeki davanın reddine, davalı adına tescilli ticaret unvanının kılavuz kelimesi olan “Alesta” ibaresinin davacının önceki tarihli unvanının kılavuz kelimesi ve markasıyla iltibaslı olması nedeniyle terkin edilmesine, davalının “Alesta” ibaresini özel güvenlik hizmetleri alanında tescili olmamasına karşın markasal kullandığının ve davacının markasına tecavüzde bulunduğunun tespitine ve önlenmesine, markaya tecavüz nedeniyle 6.500,00 YTL maddi ve 3.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2187, K. 2010/8427, 15 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama