KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2313 E., 2010/8212 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2008/239 - 2008/366 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip, geri ödemediğini, bunun üzerine müvekkilince davalı şirket aleyhine Mainz Asliye Mahkemesi’nde alacak davası açıldığını, açılan bu davada verilen karar ile davalı tarafından 15.338,76 Euro ana paranın 27.05.2000 tarihinden itibaren %5 faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, yargılama masrafları olarak “Masrafların Tayini Hakkında Karar” ile 2.463,09 Euro’nun 14.05.2007 tarihinden itibaren %5 faiziyle birlikte ayrıca ödenmesinin hüküm altına alındığını, kararın kesinleştiğini ileri sürerek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla Mainz Asliye Mahkemesi tarafından verilen kararın ve masrafların tespitine ilişkin ek karar ile usulüne uygun onaylanmış tercümesinin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesine Türkiye ve Almanya'nın taraf bulunduğu, Türkiye yönünden bu sözleşmenin 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği, anılan Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin olup, bu yönteme sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu,
Türkiye’nin 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile açıkça belirttiği, gıyapta verilen dava ve tenfize konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının, doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi MÖHUK’nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine de aykırı olduğu, MÖHUK’nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2313, K. 2010/8212, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama