KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2512 E., 2010/8192 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
332 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 18.12.2008 tarih ve 2008/454 - 2008/453 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ... Ltd.Şti.’ne sattığı kontör yükleme kartı karşılığında 04.09.2002 tarihli 29.000.-YTL, 05.09.2002 tarihli 84.500,00 YTL ve 06.09.2002 tarihli 84.600,00 YTL’lık üç adet çekin keşide edilip davalının da aval verdiğini, son iki çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığını, borçlu şirket ve aval veren davalı aleyhine girişilen icra takibinin, davalının aval veren sıfatı ile değil, şirketi temsilen çeki imzaladığı yönündeki şikayeti üzerine iptal edildiğini ileri sürerek, iki adet çek bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin şirketi temsilen çeki imzaladığının Yargıtay onamasından da geçen İTM kararı ile sabit olduğunu, ayrıca davalının şirketten çek keşide tarihinden önce pay devraldığını davacının bildiğini, davacı lehine borçlu şirket adına çıkarılan havalelerin dekontlarını da müvekkilinin imzaladığı savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalının dava dışı şirketin 07.08.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile temsilcisi olarak atandığı, bu kararın tescil ve ilan edilmemesinin tüzel kişiliği bağlayıcılık yönünden etkisinin olmadığı, durumu bilen üçüncü kişiler bakımından da şirketi sorumluluk altına sokacağı, davacının uyuşmazlığa konu çeklerin keşide tarihinden önce dava dışı şirketin borcuna karşılık gönderildiğini kabul ettiği, şikayet dilekçesinde de davalının anılan şirketin temsilcisi olduğunu açıkladığı, davalının şirketi temsile yetkili bulunduğunu bildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2512, K. 2010/8192, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama