KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2586 E., 2010/8844 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.11.2008 tarih ve 2006/152-2008/289 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalının İtalya'dan aldığı araçları İtalya-Gebze arası taşımasına rağmen davalının bu taşıma nedeni ile ödemesi gereken gümrükleme işlem bedeli, gümrükleme bedeli, Gebze-Orhanlı nakliye bedeli, Gebze-Kayseri nakliye bedelini ödemediğini, tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin ise itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin merkezinin Kayseri olması nedeni ile Mersin Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, kayıtlarının birbirini doğruladığı, tasdiklerinin yaptırıldığı, defter içeriğine göre de davalıdan takibe konu faturalar nedeni ile alacaklı olduğu, davalı tarafın ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda faturalar ile ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığı, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, bu nedenle davacı yetkilisine tamamlayıcı yemin yaptırıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, gümrükleme, işlem ve nakliye bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemene ilişkin olup, mahkemece, davalı tarafın yetki itirazı BK.nun 73 nci maddesi hükmünce reddedilmiştir. Oysa, borca itirazla alacak çekişmeli gelmiş olup icra dairesinin yetkisi artık, salt para borçları için ifa yeri olan alacaklının ikametgahının bulunduğu yere ilişkin BK.nun 73 ncü madde hükmüne; salt para borçlarının dışında kalan borçlar için, sözleşmenin kurulduğu veya uygulandığı yere ilişkin HUMK.nun 10 ncu maddesi hükmüne göre değil, HUMK.nun 9 ncu maddesindeki ikametgah esasına göre belirlenmelidir.(Dairemiz’in 04.02.2002 tarih ve 2001/8733 esas, 2002/876 karar sayılı; 22.09.2003 tarih ve 2180-8181 sayılı; 25.10.2004 tarih ve 1153-10254 sayılı ilamları bu yöndedir.)
Somut olayda, davalı vekili, takibe sadece borcun esası bakımından itiraz etmiş, yargılama sırasında da, mahkemenin yetkisine ikametgah esasına dayalı olarak süresinde itiraz etmiştir. Takip ve dava, davacı şirketin merkezi dahi olmadığı anlaşılan Mersin’de başlatılmış ve açılmış olup, davalı şirketin merkezi ise Kayseri'dedir.
Bu durumda, mahkemece, davalı vekilinin yetki itirazı yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ele alınmak gerekirken, somut olayda uygulama yeri bulunmayan BK.nun 73 ncü maddesi gerekçe yapılarak, işin esasına girilmesi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2586, K. 2010/8844, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama