KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2667 E., 2010/8910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
260 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.10.2008 tarih ve 2007/1080 - 2008/1124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde internet bankacılığına açık hesabından, davalının yeterli güvenlik önlemi almaması nedeniyle istem ve bilgisi dışında internet korsanlığı tanımadığı kişi hesabına 3.500,00 USD aktarıldığını ileri sürerek, 5.000,00 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu işlemin davacıya ait egemenlik alanında bulunan şifre kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiğini, şifre ve bilgilerin müvekkilinin sisteminden ele geçirilmesinin mümkün olmadığını, bilgilerin kötüniyetli kişilerin eline geçmesinde davacının kusuru bulunduğunu, müvekkilinin güvenlik önlemlerini eksiksiz aldığından kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait hesaptaki paranın başka kişinin hesabına internet yoluyla havale edilmesinde, davacıya atfedilebilecek kusur bulunmadığı, güven kurumu olan bankanın hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2667, K. 2010/8910, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama