KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2792 E., 2010/8940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bayındır Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.07.2008 tarih ve 2006/76 - 2008/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 16.12.2005 tarihinde davalıyla Almanya'da bulunan ev eşyalarının Türkiye'ye taşınması konusunda sözleşme yaptıklarını, nakliye ve sigorta bedeli olmak üzere 4.300 EURO ödemede bulunduğunu, eşyaların eksik teslim edildiğini ileri sürerek, ödemiş olduğu nakliye bedeli 4.300 EURO ve eşya bedeli 26.500 EURO 02.01.2006 tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının taşıma sözleşmesini nakliyat şirketi ile yaptığı, husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği, davalının şirket yetkilisi olmadığı gerekçesiyle, davanın pasif husumetten reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda dava 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayalı olarak açılmış ve Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılarak anılan Kanun hükümleri uyarınca dava sonuçlandırılmıştır.
Oysaki taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen eşya taşıma ilişkisinden kaynaklanmakta olup, anılan Kanun’un 4 ncü maddesinde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın anılan Kanunda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağının belirtilmiş bulunmasına göre davaya konu uyuşmazlıkla ilgili davada görevli mahkeme dava olunan şeyin miktar veya değerine göre sulh veya asliye hukuk (ticaret) mahkemeleridir.
Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre davanın Tüketici Mahkemesinin görev alanına girmemesine rağmen yazılı şekilde Tüketici Mahkemesi sıfatı ile görülmesi, Tüketicinin Korunması Kanunu hükümlerinin uygulanması ve davacıdan harç alınmadan yargılamaya devam olunması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre de davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2792, K. 2010/8940, 20 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama