KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3167 E., 2010/9261 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2008/243 - 2008/417 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile katılma yoluyla davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Federal Almanya Cumhuriyeti Hamburg Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.01.2007 tarihinde verilen kararı ve mahkeme masraflarının tespitine ilişkin 17.07.2007 tarihli ek kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemede verilen kararın henüz kesinleşmediğini, yabancı mahkemenin gıyapta karar verdiğini, Alman Usul Hukuku'nun 276. maddesinde davalıya bizzat yazılı olarak savunma yapılabilme imkanı tanındığı halde, kendilerine sadece tayin edebilecekleri avukat vasıtasıyla savunma yapabileceklerinin bildirildiğini, savunma haklarının kısıtlandığını, tenfizi istenen kararın Türk mahkemelerince verilmiş kararlarla çeliştiğini, kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde tebliğine dair Lahey Sözleşmesi'ne göre tebligat usulü gereğince tebligatın hangi makam tarafından ve usulle yerine getirileceğinin belirlenmiş olduğu, tenfizi istenen kararın tebliğinin sözleşme aksine Alman Hukukuna göre yapıldığı, tenfize konu kararın, gerek Lahey Sözleşmesi, gerek MÖHUK’u ve gerekse de 1086 sayılı HUMK'nu gereğince davalı adına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısı ile ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, karar tebliğinin MÖHUK’nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla da davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve katılma yoluyla da davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3167, K. 2010/9261, 27 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama