KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3228 E., 2010/9664 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
544 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.12.2008 tarih ve 2007/389-2008/720 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...'ta bulunan hesabından 5 ayrı işlemle toplam 11.400 YTL'nın internet vasıtasıyla başka hesaba aktarıldığını, davalı bankanın internet vasıtasıyla yapılan işlemlerde müşterilerin haklarını koruyucu tedbir almaması nedeniyle zarara uğradığını, EFT yapılan diğer davalılarında sorumlu olduğunu ileri sürerek, 11.400 YTL'nın olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, taraflar arasındaki sözleşmede güvenlik hususunda davacının uyarıldığını, söz konusu havale işleminden dolayı sorumlu olmadıklarını, davacının kusurlu hareketi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekilleri, kusurları olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait banka hesabından 26.10.2006 tarihinde başka hesaba EFT yapıldığı, davalı ...'ın gerekli ek güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle yüzde 70, davacının ise kişisel bilgileri korumada gerekli özeni göstermemesi nedeniyle yüzde 30 kusurlu olduğu,diğer davalıların zararın oluşumunda etkileri olmadığı gerekçesiyle, davalılar Anadolubank A.Ş. ve Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. yönünden pasif husumetten davanın reddine,davalı ... yönünden, davanın kısmen kabulüne, 7.805 YTL'nın ihtarname tebliğ tarihi olan 20.12.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir
Kararı, davacı ve davalı ...Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince,dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davalı banka davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamamıştır. Tüm kusur davalı bankada olduğu halde yazılı gerekçelerle tarafların birlikte kusurlu olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3228, K. 2010/9664, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama