KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4131 E., 2010/10350 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2008 tarih ve 2004/405 - 2008/444 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında mevcut sigorta acentelik sözleşmesinin davalının 25.10.2002 tarihli tek taraflı fesih ihbarına kadar devam ettiğini, karşılıklı olarak bir araya gelinerek hesaplama yapıldığını, 28.02.2002 tarihi itibariyle müvekkilinin bir borcunun olmadığının ortaya çıktığını, kendisine davalıların yetkililerince belge verildiğini, buna rağmen sözleşme uyarınca tevdi edilen senet ve diğer teminatların takibe konulduğunu, borcunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin borcunun bulunmadığının tespitine, takipler ile teminat bonosunun iptaline ve davalı lehine tesis edilen ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının fesih tarihi itibariyle 24.459.13 YTL borcunun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sigorta acenteliği sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin 25.10.2002 tarihine kadar devam ettiği, 28.02.2001 tarihinde davalı tarafından davacıya borcunun bulunmadığı yönünde belge verildiği, çekişme halinde davalı defter ve kayıtlarının geçerli olduğu yönünde sözleşmeye hüküm konulduğu, ancak borcun bulunmadığı yönündeki belgenin ne zaman düzenlendiğinin belli olmadığı, bunun bölge müdürünce imzalandığı, cari hesap sonuç belgesi niteliği taşımadığı, vadesi geçmiş tahsilat raporu anlamında olduğu, ibraname özelliği bulunmadığı,
davalı kayıtlarına göre davacının borcunun olduğu, bu nedenle ileri tarihli senet ve çek verilmiş olduğu için böyle bir belgenin düzenlendiği, mevcut bir borcun tasfiyesi için ileri vadeli çek ve senet verilmesinin, mevcut bir borcun ödenmiş olduğu anlamını taşımayacağı, borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4131, K. 2010/10350, 18 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama