KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/451 E., 2010/10561 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
607 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2006/713 - 2008/594 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.10.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ün müvekkili şirketin ortağı ve müdürü iken şirketteki ortaklık payını 25.10.2001 tarihinde ...'a sattığını, şirketçe kendisine verilen sirkülerin iptal edilerek Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini ve şirketle hiç bir ilişiğinin kalmadığını, davalının müvekkili şirketle hiçbir ilişkisi kalmamış olmasına karşın, müvekkili şirketin kaşesini ve sirkülerini kullanmak suretiyle,
müvekkili şirketin hesabının bulunduğu Ziraat Bankası Konak Şubesi'nde müvekkili adına olan 310174 numaralı hesabı açtırdığını ve müvekkili şirketin bu banka şubesindeki 132483 nolu hesaba ve diğer hesaplara yatırılan paralarını yeni açtığı hesaba aktararak bu hesaplardan yetkisi olmadığı 13.11.2001 tarihinde 17.000 YTL’nı talimat vererek tahsil ettiğini, Konak Doğumevi Hastanesi'nden de müvekkili şirketçe satılan medikal malzeme bedeli olan 944 YTL’nı verdiği vekaletnameyle 14.11.2001 tarihinde tahsil ettiğini, müvekkili şirketin davalıdan toplam 17.944 YTL alacaklı olduğunu ileri sürerek,
anılan miktarın 14.11.2001 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle davanın zaman aşımına uğradığını, şirketin asıl sahibinin eşi olduğunu, aynı konuda İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açıldığını ve bu davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, ilk davada dava konusu yapılmayan miktarın bu davada talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın konusunun davalının davacı şirketin yetkili temsilciliğinden ayrılmasına ve şirketteki hisselerini satıp devretmesine rağmen kendini şirket yetkilisiymiş gibi gösterip şirketin gelirini kendi uhdesine geçirmesi olup, bu tür bir alacak haksız fiil sonucu elde edilmiş bir alacak olup, BK' nun 60 ve 61. maddelerinde öngörülen zaman aşımı süresinin 1-10 yıl olduğu, sürenin zararın oluşumuna ıttıla kesbetme ve fiili öğrenmeyle başlayacağı, davacı şirketin zararı 2001 yılında öğrendiği, bir yıllık süreden çok fazla geçtikten sonra işbu davanın açıldığı gerekçesiyle zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı ...’ün davacı şirkette ortaklığının ve müdürlük sıfatının sona ermesinden ve bu hususların tescili ve ilanından sonra, şirket tarafından verilen vekaletnameye dayanarak Ziraat Bankası Konak Şubesi’nde şirket adına olan 310174 numaralı hesabı açtırdığı ve davacı şirketin bu banka şubesindeki 132483 nolu hesabına ve diğer hesaplarına yatırılan paraları yeni açtığı hesaba aktararak bu hesaplardan yetkisi olmadığı halde 13.11.2001 tarihinde 17.000 YTL’nı talimat vererek tahsil ettiği,
yine Konak Doğumevi Hastanesine davacı şirketçe satılan medikal malzeme bedeli olan 944 YTL’nı verdiği vekaletnameyle 14.11.2001 tarihinde tahsil ettiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davalı davaya konu işlemleri davacı şirket tarafından İzmir 4.Noterliği'nin düzenlediği 29.06.1998 gün ve 12528 yevmiye nolu bankalardaki tüm şirket hesapları üzerinde ahzu kabz, sulh ve ibrayı da içeren geniş yetki veren genel vekaletname ile yaptığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Vekaletnameden azil işlemi ise 25.12.2006 tarihinde keşide edilen azilnameye ile gerçekleşmiştir.
Bu itibarla mahkemece davanın, davalının davacı şirketteki ortaklık ve müdürlük görevinin sona ermesinden sonra, daha önce davacı şirket tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak yaptığı işlemlerden, diğer bir deyişle vekalet aktine aykırılıktan kaynaklanmakta olduğu dikkate alınarak, davalının zamanaşımı def’inin buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/451, K. 2010/10561, 20 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama