KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4600 E., 2010/10518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.11.2008 tarih ve 2007/496 - 2008/2639 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya ariyet olarak verildiği halde iade edilmediğini ileri sürerek, makinenin tesliminin, olmadığı takdirde 3.000 YTL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıya ariyet olarak verildiği iddia edilen makinenin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekili, davalının müvekkiline ait bileme makinesinin davalıya geçici bir süre için verildiğini ve davalının bu makineyi Elmadağ İlçesi yargı alanı içinde bulunan işyerine götürdüğünü iddia etmiş, mahkemece, davaya konu makine üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin karar verilmiş ve davacı tarafın bilirkişiye makinenin bulunduğu yere götürülüp inceleme yaptırılması için davacı vekiline kesin süre verilmiştir.
HUMK'nun 163. maddesine göre, kanunun tayin ettiği müddetler kesin olduğu halde, hâkimin tayin ettiği süreler kural olarak kesin değildir. Hakim kendi tayin etmiş olduğu bir süreyi, süre geçmeden azaltıp, çoğaltabileceği gibi, süre geçtikten sonra tarafa isteği üzerine ikinci bir süre de verebilir. Hakim tayin ettiği bir sürenin kesin olduğuna karar vermişse sürenin kesin olduğunun hiçbir tereddüde yer vermeyecek derecede ara kararında açık bir şekilde yazılması, yapılması gereken işlerin neler olduğunun belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması gerekir.
Oysa, dava konusu olayda, taraflar arasında ihtilafa neden olan bileme makinesinin davalının Elmadağ İlçesi yargı alanı içersinde bulunan işyerinde olduğu iddia edilmiş olup, bu yerin yargılamayı yapan mahkemenin yargı alanı içinde olmaması nedeniyle Elmadağ Sulh Hukuk Mahkemesine keşif yapılması hususunda talimat yazılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece, kendi yargı alanı içinde olmadığı anlaşılan bir yerde keşif kararı verilmeksizin, davacı vekilinin bilirkişiyi mahalline götürmesi konusunda kesin süre verilmesi ve bunun yerine getirilmediği gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4600, K. 2010/10518, 19 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama