KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4690 E., 2010/10999 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.11.2006 tarih ve 2005/826 - 2006/727 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı olduğunu, kendisine konut tahsis edildiğini, anılan konutun 2003 yılı Haziranında teslim edilmesi gerekirken teslimin gerçekleşmediğini, yasal olmadığı halde çevre düzenleme bedelinin dahi tahsil edildiğini, bu konutun imar mevzuatı gereği yasal olmadığının ortaya çıktığını, çekilen ihtara cevap verilmediğini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, müvekkilinin davalının ortağı olduğunun tespitine, aynı vasıflı konutun tahsisine, 7.756.00 YTL çevre bedelinin iadesine, halen kirada oturduğundan doğan zararı 12.000.00 YTL’nin tahsiline, konut tahsisi gerçekleşmez ise, rayiç bedelinin hesaplanarak tazminat ödenmesine, bu talep de kabul edilmezse ödenen 20.468.00 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imar durumunun inşaat yapmaya izin vermediğini, davacının kendi kusurunun bulunduğunu, önceden durumu araştırmadığını, hiçbir isteminin dayanağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalının ortağı bulunduğu, konut tahsis edemediği ve tahsis etme imkanı olmadığı, talep edebileceği tazminatın belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 43.419.30 YTL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatif ortaklığına dayalı eşdeğerde konut verilmesi olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kanun'un 1.maddesinde de açıklandığı üzere kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ve faaliyette bulunan tüzel kişiliklerdir. Ortaklar bu Kanun'un kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler. Yapı kooperatifi ortaklığındaki asıl amaç da ödenen aidatlar karşılığında ortağa oturmasına elverişli konut teslim edilmesidir. Kooperatifin bu yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde ortağa uygun bir tazminat ödemesi gerekmektedir.
Somut olayda davacının davalının ortağı olduğu, ortaklığa girişte kendisine konut tahsis edildiği, imar mevzuatı engeli nedeniyle bu konutun inşa edilemeyeceğinin ortaya çıktığı, durumun genel kurulda da görüşüldüğü, davacıya tahsis ve teslim edilecek konutun bulunmadığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile tazminata hükmedilmiştir.
Ancak, davalı vekilince müvekkilinin taşınmazı üzerinde inşa ettirdiği ve diğer ortaklara tahsis edilen konutların da kaçak olarak yapılması nedeniyle yıkılmasına karar verildiği, bu nedenle davalıya idari para cezası kesildiği, yıkım prosedürünün devam ettiği savunulmuştur.
Esasen, Maltepe Belediye Başkanlığı’nın 09.03.2006 tarihli cevabi yazısında davalının inşa ettiği konutların kaçak olması nedeniyle yıkımına karar verildiği, kararın kesinleştiği ve yıkım ihalesinin yapıldığı bildirilmiştir. Davacıya tahsis edilen konutun imar mevzuatı engeli nedeniyle yapılamayacağı sabittir. Davalının diğer ortaklarına tahsis edilen konutların da yıktırılması ihtimali mevcuttur.
Yapı kooperatifinin amacı ve ortaklar arasında eşitlik ilkesi dikkate alındığında, davalının, konut tahsis edilmemesi nedeniyle davacıya tazminat ödeyebilmesi için, diğer ortaklarının tamamına veya en azından bir kısmına yasaya uygun şekilde konutlarını vermesi gerekmektedir. Şayet, kaçak inşa edilmeleri nedeniyle diğer ortaklara verilen konutların tamamı yıkılacaksa bu aşamada davacının tazminat talep etmesi mümkün olmayacaktır.
O halde, davalının diğer ortaklarına tahsis ve teslim ettiği konutların akıbetleri araştırılıp, yıkılıp yıkılmayacaklarının belirlenmesi, hukuken yıkılmayacakları kesinleştiği takdirde davacının tazminat talep edebileceği, aksi halde bu aşamada tazminat isteminin yerinde olmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4690, K. 2010/10999, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama