KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4736 E., 2010/11709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.01.2009 tarih ve 2008/229 - 2009/51 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, 18.2.2007 tarihli genel kurulda kooperatif ortaklarının evlerini kendi olanaklarıyla ve kooperatife ait arsa üzerinde hisselerine düşen kısımda ve temel alanı 50 m2’yi geçmeyecek şekilde yapmalarının karar altına alındığını, müvekkilinin kendi hissesine tekabül eden 934 m2’lik yerde 45.000 TL harcama ile yaptığı evin inşaat alanının fenni nedenlerle genel kurulca belirlenen 50 m2’lik sınırı biraz geçtiğini,
davalı kooperatifin imar uygulamalarını da nazara almak suretiyle inşaat alanını yeniden belirleyerek müvekkilinin mağdur olmasını önlemek yerine 22.3.2008 tarihli genel kurulda 30.000 TL para cezasını ödememesi halinde evin yıktırılmasına dair karar alındığını, davalı kooperatifin ödentiler dışında para cezası tahsil etmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, alınan kararın iyiniyete aykırı olduğu gibi para cezasının belirlenmesinde hangi kriterlerin esas alındığının belirgin olmadığını,
yapılan evin diğer ortakların alanına tecavüz etmediğini ileri sürerek 22.3.2008 tarihli genel kurulda alınan 10 nolu kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alınan kararın yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı bir yönü bulunmadığı gibi ortaklar arasında eşitliğin sağlanmasına yönelik olduğunu, kararın bir bölümüne davacının dahi olumlu oy kullandığını, muhalefet şerhi koymadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davacıya tahsis edilen alan üzerine inşa edilen evin taban alanının 18.2.2007 tarihli genel kurulda alınan karara aykırı biçimde 50 m2’yi aştığı hususunun taraflar arasında çekişmeli olmadığı, dava süresinde olmakla birlikte alınan karar ile ilgili olarak davacının muhalefet şerhine rastlanmadığı gibi kararın bir bölümünün oybirliğiyle alınmış olması nedeniyle davanın dinlenebilir bulunmadığı;
aksi kabul edilse dahi 18.2.2007 tarihli genel kurulda alınan kararın tüm ortaklar için bağlayıcı nitelikte olup yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı nitelikte olmadığı, öte yandan cezadan indirim istenmesinin yasal olarak olanaklı olmayıp karar altına alınan para cezasının fahiş de kabul edilemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, 1163 sayılı Yasa’dan kaynaklanmakta olup münhasıran davacı hakkında alınan kooperatif genel kurul kararının iptaline ilişkindir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, dava konusu kararın davacıya özgü niteliği gözetildiğinde, bu nitelikteki bir genel kurul kararının iptali için davacı kooperatif ortağının alınan kararla ilgili olarak tutanağa muhalefet şerhi koydurmasına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle temyiz konusu mahkeme kararının bu yöne ilişen gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Ayrıca, 1163 sayılı Yasa’nın 42. maddesinde ve özel olarak aynı maddenin 5. fıkrasında kooperatif genel kurullarının hangi hususlarda karar almaya yetkili olduğu açıkça hükme bağlanmıştır. Yasanın 42/5. maddesine göre anılan organın yasadan ve anasözleşmeden almadığı bir yetkiyi kullanması mümkün olmadığı gibi yasaların başka mercilere vermiş olduğu yetkilerin de kooperatif genel kurulu tarafından kullanılması olanaksızdır.
Gerek 1163 sayılı Yasa’da ve gerekse de davalı kooperatifin anasözleşmesinde genel kurul kararlarına uymayan ortaklara para cezası verilebileceğine ilişkin bir hüküm yoktur. Öte yandan, davaya konu genel kurul kararı, imar mevzuatının ilgili idari birimlere vermiş olduğu yıkım ve para cezası verilmesine ilişkin hususlar kapsamında kalan niteliği itibariyle kamu düzenine ilişmekte olup, karar bu yönüyle değerlendirildiğinde butlan ile maluldür.
Her ne kadar, mahkeme kararının gerekçesinde, davalı kooperatif genel kurulunda alınan ve iptali istenen kararın ortaklar arasında eşitliği sağlama amacına yönelik olduğu belirtilmiş ise de, ortaklar arasındaki eşitliğin, bunu sağlamakla görevli organa verilmeyen bir yetki kullanılarak sağlanmasının yasaya aykırılığında duraksanmamalıdır.
Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, mahkeme kararının davacı lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4736, K. 2010/11709, 12 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama