KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/4886 E., 2010/11000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.11.2008 tarih ve 2006/406-2008/601 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı olduğunu, 1996 yılından 2003 yılına kadar düzenli şekilde aidat ödediğini, kendisine yönetim kurulu kararı ile tahsis edilen konutun teslim edilmediğini, bu konutun bulunduğu bloğun yapımından imar mevzuatı nedeniyle vazgeçildiğini, eşdeğer konut da verilmediğini ileri sürerek tahsis edilen konutun, olmadığı takdirde eşdeğer konut tahsisine karar verilmesini istemiş, ıslah isteminde bulunarak 32.152.00 YTL tazminatın tahsiline hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşınmazlarına ilişkin durumunun belirsiz olduğunu, imar ve inşaat ruhsatlarının bulunmadığını, dava konusunun hukuken imkansız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının, davalının ortak olduğu, tahsis edilen konutun imar mevzuatı uyarınca verilemeyeceği ve başka bir konutun tahsis edilemeyeceğinin ortaya çıktığı, ortaklık ilişkisinin devam ettiği, davacının talep edebileceği tazminatın belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 32.152.00 YTL tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatif ortaklığına dayalı eşdeğerde konut verilmesi olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kanunun 1.maddesinde de açıklandığı üzere kooperatifler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla kurulan ve faaliyette bulunan tüzel kişiliklerdir. Ortaklar bu Kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler. Yapı kooperatifi ortaklığındaki asıl amaç da ödenen aidatlar karşılığında ortağa oturmasına elverişli konut teslim edilmesidir. Kooperatifin bu yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde ortağa uygun bir tazminat ödemesi gerekmektedir.
Somut olayda davacının davalının ortağı olduğu, ortaklığa girişte kendisine konut tahsis edildiği, imar mevzuatı engeli nedeniyle bu konutun inşa edilemeyeceğinin ortaya çıktığı, durumun genel kurulda da görüşüldüğü, davacıya tahsis ve teslim edilecek konutun bulunmadığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile tazminata hükmedilmiştir.
Ancak, davalı vekilince müvekkilinin taşınmazı üzerinde inşa ettirdiği ve diğer ortaklara tahsis edilen konutların da kaçak olarak yapılması nedeniyle yıkılmasına karar verildiği, bu nedenle davalıya idari para cezası kesildiği, yıkım prosedürünün devam ettiği savunulmuştur.
Esasen, Dairemize intikal eden emsal dosyada Maltepe Belediye Başkanlığı’nın 09.03.2006 tarihli cevabi yazısında davalının inşa ettiği konutların kaçak olması nedeniyle yıkımına karar verildiği, kararın kesinleştiği ve yıkım ihalesinin yapıldığı bildirilmiştir. Davacıya tahsis edilen konutun imar mevzuatı engeli nedeniyle yapılamayacağı sabittir. Davalının diğer ortaklarına tahsis edilen konutların da yıktırılması ihtimali mevcuttur.
Yapı kooperatifinin amacı ve ortaklar arasında eşitlik ilkesi dikkate alındığında, davalının, konut tahsis edilmemesi nedeniyle davacıya tazminat ödeyebilmesi için, diğer ortaklarının tamamına veya en azından bir kısmına yasaya uygun şekilde konutlarını vermesi gerekmektedir. Şayet, kaçak inşa edilmeleri nedeniyle diğer ortaklara verilen konutların tamamı yıkılacaksa bu aşamada davacının tazminat talep etmesi mümkün olmayacaktır.
O halde, davalının diğer ortaklarına tahsis ve teslim ettiği konutların akıbetleri araştırılıp, yıkılıp yıkılmayacaklarının belirlenmesi, hukuken yıkılmayacakları kesinleştiği takdirde davacının tazminat talep edebileceği, aksi halde bu aşamada tazminat isteminin yerinde olmadığı dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ve eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/4886, K. 2010/11000, 1 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama